‘Oyunculukla ilgili herkesin Mevlana’yı bilmesi lazım’

‘Oyunculukla ilgili herkesin Mevlana’yı bilmesi lazım’
resim yok Editör paylaştı
27 Ekim 2008

Dinle Neyden'’de rol alan Ahu Türkpençe şimdi de ‘Karamel’ isimli bir dizi ile ekrana gelmeye hazırlanıyor. Ahu Türkpençe, Dinle Neyden’'in asıl baş rolünün oyuncular değil, Mevlana’'nın öğretisinin kendisi olduğunu söylüyor Kendimize göre değer verdiğimiz pek çok şeyin, ‘reel’ yaşamda pek bir anlamı kalmadı gibi. Dolayısıyla kendisi ve işiyle meşgul halde ve mütevazı yaşamlar süren insanlarsa ‘normal’ karşılanmıyor. Günümüzde gerek özel yaşamlarında, gerekse iş hayatlarında da bunun tersini yapanlar kazanıyor gibi görünüyor. Bu düzlemlerde başrolleri paylaşanlar, türlü saçmalıkların, düzmece skandalların kahramanları oluyor, te-levizyonlarda, gazetelerde filan hep onları görüyoruz, bıkana, kusana dek... Bir de, bunların tersine işlerini sanat kaygısı, ciddiyet ve saygıyla yapan insanlar da var şükür ki. Yani ille de ‘gazetede resmim çıksın, televizyonda haberim yayımlansın, dizilerde rol kapayım’ demeyenlerden söz ediyorum. Var böyle bir sürü kişi bu ülkede, hem de sayıları çok. Bence bunlardan biri, Ahu Türkpençe. Mesleği oyunculuk olan Türkpençe bu ortamda hanımefendi kişiliğiyle öne çıkıyor. Ünlü oldum diye şımarmamış, aşk dedikodularıyla gündem yaratmamış, erotik fotoğraflarıyla satış yapmamış ama yine de diğerleri kadar gündemde kalabilmiş genç bir oyuncu. Mevlana’yı ve öğretisini iletmeyi hedefleyen ‘Dinle Neyden’'de rol alan ve yakında ekrana gelecek olan ‘Karamel’ isimli dizide oynayan Türkpençe, diyor ki, “Ben farklı biri değilim aslında. Televizyonda ya da gazetede sürekli çıkan kişileri biliriz, 10 ya da 15 kişidirler, toplasanız. O, 15 kişi zaten hepimizden farklı şeyler yaptıkları için oradalar. İyi olan değil, iyinin zıddı ya da kötü olan, enteresan olan şeyler satıyor, normal olan şey satmıyor ve ben normalim. Beni garipsiyor olmaları da normal, çünkü ben de onları garipsiyorum. Çünkü ben farklı bir şey yapmıyorum. Benim gibi çok oyuncu var ve hepimiz normaliz.” ‘Ortada olmaya gerek yok’ Normallik de tartışılır elbet. Bir sanatçının ne kadar normal (!) olması gerekir, nedir normallik? Diktatörler mi normaldir, demokrasi peşinde koşanlar mı, ezenler mi ezilenler mi? Yoksa ben miyim anormal? Bu derin mevzuyu bir kenara bırakıp, Ahu hanımın kendini normal hissettiği duruma dönelim diyorum, bir mahsuru yoksa; “Ben bunu özellikle tercih ediyorum. İki üniversite bitirdim, konservatuar ve Y.T.Ü. Fizik Bölümü'’nü bitirdim. Bu işe başlarken daha konservatuarın ilk senesinde, karar vermiştim. Herkes böyle düşünmek zorunda değil ama ben böyle düşünüyorum; bir oyuncu kendini ne kadar az ifşa ederse o kadar çok inandırıcılığı olur...” Bu olsa olsa, Ahu’nun ‘sessiz ve derinden git’ felsefesi herhalde. Belki daha bir ünlü olmak için uygulanan farklı bir strateji. Ne bileyim? Ama o öyle demiyor; “Bu bir taktik filan değil de özellikle benim tercihim. Sadece ve sadece iş yaptığım zaman; tiyatro oyunu, dizi, film, onun tanıtımı gerektirdiği takdirde röportaj veriyorum, şimdi yine dizi başlıyor. O nedenle yapıyoruz bu röportajı. Ayrıca sinema filminin de galasını yaptık, şimdi röportajlarını yapıyoruz. Onun dışında söyleyecek bir şeyim yok, söyleyeceklerimi işimle yapıyorum. Gerek yok ortalarda olmaya. Öyle olunca zaten işi bırakıp seni konuşmaya başlıyorlar.” ‘İmkânlar tatmin ediyor’ Fakat, ‘genç sevgilim var’, ‘hamileyim galiba’, ‘o beni aldatırsa ben de onu aldatırım’, bayram değildi ama eniştem beni öptü’ diyenler daha çok gündemde kalıp, halkın ilgisini çekiyor gibime geliyor. Diyorum ona; “Valla bana avantaj sağlıyor tersine. İzleyenler beni Bir İstanbul Masalı'ndaki Esma gibi zannediyorlardı. ‘Şöhret’ başladı, gerçekten Gülşen gibiyim zannetmeye başladılar. ‘Eskiden böyle değildin çok agresifleştin’ diyorlar. Dizilerde yaşıyorum sanmaya başladılar.” Biraz böyle gizemli kadın havaları mı yaratmak istiyor nedir bu Ahu Türkpençe anlayamadım gitti; “Mümkün olan her şeyi gizliyorum. Özel hayatınız diyorlar ya, ben hep şöyle cevap veriyorum, özel hayat sadece senin sevgilin, kocan filan değil. Özel hayatım giydiğim kıyafet ve okuduğum kitaptır. Böyle başladım, altı yıl geçti. Deneyimlerimden sonra baktım ki doğru yapıyorum. Çok mutluyum valla. Keşke herkes benim gibi olsa. Bir yandan da çok şanslı biriyim. Yapmak istediğim mesleğin eğitimini alıp, onu icra edebilen bir insanım. Bu ülkede biliyorsunuz üniversiteye puanı yeten insanlar girebiliyor. Seçip giremiyorsun, mezun olduğunu bölümün mesleğini yapamıyorsun ama ben her ikisini yapmışım. Daha ne olsun.” Bunlara rağmen, geçtiğimiz aylarda Ahu Türkpençe bir aşk hikâyesiyle magazin gündemini meşgul etmişti. Haberlere göre sevgilisinden ayrılınca acısını unutmak için Amerika’ya gitmişti. Sordum haliyle bunu; “Yok canım onların kendi yazdıkları o. Zaten o dönem dizide oynuyordum ve iki sene sürdü, bitmesini bekliyordum. Biter bitmez gidecektim. Ayrıldım, acımı dindireyim, diye gitmedim. Dediğim gibi işimi yapıyorum. Güzel oyunlar olsun, güzel sinema filmleri olsun, gerekirse güzel diziler olsun. Fazlasını zaten istemiyorum. Çok şükür imkânlar da çok tatmin ediyor. Aksini yapanları da asla kınamıyorum.” Dinle neyin sesini Türkpençe ‘Neredesin Firuze’, ‘Keloğlan’dan sonra, ‘Dinle Neyden’ adlı filmde de rol alıyor. Konu itibarıyla sordum. ‘Mevlana’yla ilgili çalışma yapmış mıydı?’ diye; “Oyunculukla ilgilenen herkesin bu öğretiyi biliyor olması lazım. Oyunculukta insanı araştırmak için önce kendini, içini deşmeyi öğreniyoruz. Bunları yapa yapa Mevlana’nın öğretisine gidiyorsun, o da aynı şeyi yapmış. İnsanı ve kendini anlamaya, öğrenmeye çalışmış. Bu meslekle ilgili herkesin Mesnevi okumuşluğu vardır, diye düşünüyorum. ‘Dinye Neyden’ naif bir film. Gelecek tepkileri bilemiyorum. Ayrıca zannedilmesin ki, ben bu filmde başroldeyim. Kimse başrolde değil. Mevlana’nın felsefesi başrolde. Hepimiz felsefesini aktarmaya çalışıyoruz. Hareketlerimiz onu anlatmaya yönelik, umarım başarmışızdır.” Türkpençe o kadar doğal, samimi, ışıl ışıl biri ki, bu zamanda insanın bunlara inanası gelmiyor. Sormadan edemiyorum. ‘Gerçek hayatta da oynar mısınız?’ diye. “Gerçek hayatta oynayan birinin sahnede başarılı olamayacağına inanıyorum. Gerçek hayatta oynuyorsa, sahnede de aynısını yapacak. Zamanla hayatın içindeki rolü ağır basacak ve bu anlaşılınca sahnede de oynayamaz hale gelecek. Ben tercih etmiyorum zaten oynayacak bir şeyim yok.”

facebook yorumları

haber yorumları

resim yok
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız..
:-) :) :o) :c) :^) :-D :-( :-9 ;-) :-P :-p :-Þ :-b :-O :-/ :-X :-# :'( B-) 8-) :-\ ;*( :-* :] :> =] =) 8) :} :D 8D XD xD =D :( :< :[ :{ =( ;) ;] ;D :P :p =P =p :b :O 8O :/ =/ :S :# :X B) O:)
Kapat