''Annelik yönetmenlikten daha zor''

''Annelik yönetmenlikten daha zor''
resim yok Editör paylaştı
19 Ekim 2011

 

Yönetmen Türkan Derya anne olduktan sonra setlere 4.5 yıl ara verdi. Oğlu Ali Ateş’le Paris, Venedik, Londra gezip durduklarını söyleyen Derya, “Bunları yapmamış olsaydım vicdan azabım katlanarak artacaktı ve böyle huzurla çalışamayacaktım” diyor
 
* Nasıl bir ortamda yetiştiniz ki yönetmen olmaya karar verdiniz? 
Ailemde ressamlar, yazarlar yani sanatla ilişkisi olan pek çok insan olmasına rağmen benim onlarla bir alakam yoktu. Basketbolcu olmak istiyordum. Üniversite sınavına girdim, kötü bir tercih sıralaması sonucu turizm ve meslek yüksekokulunu kazandım. Babamın tavsiyesi üzerine ablamın da okuduğu güzel sanatlara girdim, sinema TV bölümüne. Bilinçli ve istekli bir tercih değildi. 
 
* Öğrencilik hayatınız? 
Galiba snob bir öğrenciydim. Güzel sanatlar fakültesiydi sonuçta ve insanlar olabildiğine rahattı. Bense gayet sterildim ve “Off iğrenç bir yer burası” diye dolanıyordum ortalarda. Okul devam ederken İstanbul’da da çalışmaya başladım. 
 
* O zamanki setler nasıldı? 
O dönemde okullular ve alaylılar arasında çok ciddi bir çatışma vardı. Okulluların sektörde olmasından rahatsız oluyorlardı. Bu bahsettiğim dönem 90’lar. Hep bir tanıdık sayesinde sette olduğumuzu söylemek durumundaydık. 40 kilo olduğum için sürekli “Bunun ayağına taş bağlayın uçacak” derler, girilmeyecek yerlere sokarlar, sufle verdirtirlerdi...
 
* ’Kara Melek’le yönetmenlik serüveniniz başladı. Daha ufaktınız o zaman değil mi? 
Kara Melek’i çektiğimde daha 26 yaşımdaydım. Aslında ‘İkinci Bahar’ kariyerimin en önemli noktasıdır. O zaman da 29-30 yaşlarındaydım. 
 
* Nasıl başladı o yaşta yönetmenlik serüveni? 
ATV’ye ‘Katil Kim’, ‘Kayıp Aranıyor’ gibi dramalar çekmiştim. Orası da gazetecilerin olduğu bir gruptu; Ayda Çevik, Levent Çelik, Ertuğrul Karslıoğlu, Korhan Atay gibi... Hepsiyle birlikte çalışıyorduk. Sonra ben onların ekibine yani ‘Kara Melek’e yardımcı yönetmen olarak girdim. Birtakım sorunlar oldu birlikte çalıştığı yönetmenlerle ilgili. Bir gün “Hazır mısın sana bir iş vereceğiz. TRT’de Zeki Demirkurbuz’un çektiği ‘Sahte Dünyalar’ı çekeceksin” dediler.  Orada Çolpan İlhan falan var. Şok oldum. O kadar güzel bir set verdiler ki bana...10 bölüm çektikten sonra ‘Kara Melek’e başladım. 
 
* Nasıl bir tür ‘Sen de Gitme’? 
Bu bana bir hastane dizisi olarak geldiğinde senaryoyu okuyup, yazar ve yapımcılarla konuştuktan sonra bunun bir şehir, metropol dizisi olduğunu düşündüm. Şehirde kaybeden insanların hikayesi... Hep bir şey eksiktir ya şehir insanında. Burada da öyle bir şey var. Beni açıkçası genel olarak senaryodaki insan hikayeleri çok etkiledi. 
 
* Kadın yönetmen olmak nasıl bir şey bu piyasada?
Cinsiyet ayrımı yok aslında. Şimdilerde dizileri çekenlerin neredeyse yüzde 60’a yakını kadın yönetmenler. Sonuçta bu ağır bir iş. Asistanken daha zor, yönetmenken o kadar zor olmuyor. Ben açıkçası bir ayrım görmedim. Aksine daha detaycı, daha duygulu şeyler oldu hep. Erkekler daha köşeli düşünebiliyor bazen. Beşeri ilişkiler de önemli. İçinizde bir anne var örneğin. Daha çok sevgiyle yaklaşıyorsunuz olaylara, denge unsuru oluyorsunuz, meseleleri tırmandırmıyorsunuz. 
 
* Tam 4.5 yıl aradan sonra ‘Türkan’la geri dönmüş oldunuz, değil mi? 
 ‘Türkan Saylan’ çok özel bir projeydi ve geri döndüm.
 
* Annelik ve yönetmenlik arasındaki denge nasıl oluyor peki? 
İşin en zor kısmı bu. Yönetmenlik ve annelik arasındaki denge sorunu en çok vicdan azabı çektiren şey. 
 
* Kimsiniz siz, onun için? 
Onun için kucağına alan, koklayan, geceleri kitap okuyan annesiyim. Öyle yönetmen falan değilim. Biraz renkli bir dünyanın içinde ama onun için bütün anne, babalar böyleymiş gibi geliyor. 
 
* Annelik mi daha zor, yönetmenlik mi? 
En zoru annelikti, bu yüzden ara verdim. Ali Ateş’le Paris, Venedik, Londra gezip durduk sırt çantasıyla... Bir gün Çıralı’daysak, oradan Kaş’a gidiyorduk, oradan Roma’ya geçiyorduk. Kar yağmış “Haydi Abant’a gidiyoruz” deyip gidiyorduk. Bunları yapmamış olsaydım vicdan azabım katlanarak artacaktı ve böyle huzurla çalışamayacaktım. 
 
* O arada bir şey yapmadınız mı? 
Aslında oralarda dolaşırken bir elimde Ali Ateş, bir elimde kamerayla dolaştım. Yine hikayeler önemliydi benim için ve anneyim diye bunlardan uzak kalmadım. Hatta o seyahatlerimde çektiğim fotoğraflardan ‘İşsiz’ isminde bir sergi açtım.

Kaynak: Milliyet

facebook yorumları

haber yorumları

resim yok
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız..
:-) :) :o) :c) :^) :-D :-( :-9 ;-) :-P :-p :-Þ :-b :-O :-/ :-X :-# :'( B-) 8-) :-\ ;*( :-* :] :> =] =) 8) :} :D 8D XD xD =D :( :< :[ :{ =( ;) ;] ;D :P :p =P =p :b :O 8O :/ =/ :S :# :X B) O:)
Kapat