''Aşk varsa yaş farkı önemli değil''

''Aşk varsa yaş farkı önemli değil''
resim yok Editör paylaştı
12 Kasım 2011

 

18 Kasım’da vizyona girecek ‘Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi’ filminde babası ve kendisinden küçük üvey annesiyle yaşayan ‘Jülide’yi oynayan Ezgi Mola, “İlişkide gerçekten aşk, sevgi, sadakat gibi güzel şeyler varsa aradaki yaş farkı sorgulanmamalı” diyor
* Rol aldığınız ‘Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi’ bir dram, değil mi?
Bence büyük bir dram ve büyük bir komedi. Çok ironik bir film olduğunu düşünüyorum. İzleyince her şeyi sorgulayacaksınız, ben senaryoyu okuduğumda da öyle oldum. Bir anda ilişkilerine, en yakınında, en uzağında olana dönüp bakma gereği duyuyorsun. 
 
* Siz geriye dönüp baktığınızda neler gördünüz? 
Pek de iç açıcı değil. Toplum olarak fazla bağlıyız birbirimize. İşin içine aile kavramı girince bir de... O senin kuzenin, o senin yeğenin, annen, baban falan. “Evet, ama o bana bunu yapıyor”, “Benim kuzenim neden bunu bana yapıyor?” gibi durumları düşünürken daha çok kendine dönüyorsun. Bende de öyle oldu açıkçası. 
 
* Bir karar aldığınız zaman ailenize ya da yakınlarınıza danışır mısınız?
Her şeyi danışmam. Ama söylerim ve fikirlerini merak ederim. Danışsam da her şeyi dinlemiyorum. Çünkü içgüdülerimle hareket etmekten hoşlanıyorum.  
 
* Aile kurma fikri size yakın mı?
İstiyor muyum? Henüz değil... Şimdilik böylesi daha güzel gibi geliyor. “İstemiyorum” demek de antipatik bir durum. Çünkü istenmeyecek bir şey değil. Şu anki ruh halim böyle ama.  
 
“15 kilo verdim”
* Filmde babanız kendisinden   30 yaş küçük bir kadınla evleniyor. İlişkilerde aradaki yaş farkı sorun olur mu sizce?
Böyle ilişkilerde içinde gerçekten aşk, sevgi, sadakat gibi güzel şeyler varsa sorgulanmaması gerekir diye düşünüyorum. Ama birilerinin zoruyla ya da bir çıkar ilişkisiyse bu birliktelik... O zaman bence bu çirkin bir şey.
 
* Sizin oynadığınız ‘Jülide’ nasıl bir kadın?
30 yaşlarında, bir oğlu var. Eşini kaybetmiş, babasının evinde yaşıyor. Coğrafya öğretmeni. Çok tutarlı ve dengeli bir kız değil. Yer yer hatta çoğu zaman git-gelleri olan bir kadın. Sürprizleri çok olan bir karakter. Beni de heyecanlandıran bir rol oldu.
 
* ‘Şişman ve komik kız’ rollerinden kurtuldunuz sanırım.
Ben de o geyiği çok yapıyorum. Ama bu yaz rol aldığım sinema filmleri ve yeni başladığım dizide oynadığım karakter için ‘şişman ve komik kız’ diyemeyeceğim. Çünkü hiç alakası yok. Daha önce oynamadığım rolleri oynamaya başladım. Farklı şeyler deniyorum. Buna açık yönetmen ve yapımcılarla çalıştığım için de mutlu oluyorum. Son zamanlarda kabul etmediğim birçok iş yine aynı şeylerdi çünkü. 
 
* Yeri gelmişken sormak istiyorum; bayağı kilo vermişsiniz. Rol için mi rejim yaptınız?
15 kilo verdim. Bu kendim içindi aslında. Spor yapıyorum, iyi de geliyor. Vaktim olursa, artık çok olmuyor ama köpeğimi gezdiriyorum. Bir de beslenme uzmanı Yelda Kahvecioğlu bana çok iyi geldi. Çünkü ben diyetisyen alerjisi olan bir kızdım. Ama Yelda bana iyi geldi, mutlu etti, hem de daha çok yedirerek.  
 
* Kilo verince kendinizi daha seksi hissettiniz mi?
Yoo, çok da öyle hissetmiyorum. Şunu demek beni yabancılaştırıyor: “Evet, artık daha seksiyim.” Çok komik geliyor. Çünkü o zaman “Daha önce neydin gerizekalı?” diye kendime kızıyorum. Es kaza üç ay sonra aynı kiloya dönersem “N’oldu?” diyenler olur, rezil oluruz. Hiç öyle düşünmüyorum. Bunu düşünmek çok da aklıma gelmiyor herhalde. Bunu kiloya bağlamıyorum aslında. Yeni motivasyon, yeni insanlar, farklı roller beni daha çok iştahlandırıyor. Yoksa kilo alınır, verilir. Kilo dediğin nedir ki? 
 
* Bu yaz dört sinema filminde rol aldınız. Şanslı olduğunuzu düşünüyor musunuz? 
Güzel bir yıl oldu, evet. Bu dört filmdeki rol ve dizideki rollerin hiçbiri birbirine benzemiyor. O yüzden mutluyum. Tabii ben böyle dört sinema filmi diyorum ama dördünde de baskın bir şekilde yokum. Ama hepsi güzel, heyecanlandığım rollerdi.
 
 
“Dizide bambaşka bir Ezgi var”
*Gelelim ‘Bir Ömür Yetmez’e...  Dizide Hazal adında bir mimarı canlandırıyorsunuz...
Evet. Yazın çok güzel işler geldi aslında ama biraz beklemek istedim. Sonra ‘Bir Ömür Yetmez’ geldi ve yapmak istedim. Amerika’da yaşarken bir anda İstanbul’a dönme kararı alıyor. Türkiye’ye gelişiyle aslında kendi içindeki hikayesi başlıyor. Biraz inatçı, dediğim dedik ama bir o kadar da insaflı ve yufka yürekli bir kız. Babası hayattaki en büyük zaaflarından biri. Ama en çok çatıştığı kişi de babası. Babamı Özkan Uğur oynuyor. Çok seviyorum oynadığım herkesi. Beni heyecanlandıracak, yükseltecek kişilerle çalıştığım için de heyecanlanıyorum. Kendimi bambaşka görebileceğim bir iş olduğu için de heyecanlanıyorum. 
 
*Hikayesi nasıl? 
Mert Fırat, Özkan Uğur, Lale Mansur, Nazan Kesal, Ahmet Rıfat Şungar başrollerde. Aslında kimse göründüğü gibi değil. Kendilerine yaklaştıkça başka gerçeklerle yüzleşiyorlar. İçinde çok güçlü aşklar da var. Güzel bir aksiyon dizi. Hatta hem iç aksiyon hem de dış aksiyon diyelim. Bir oyuncu için iç aksiyonu da çok yüksek olan bir dizi.
 
“Şaşkın bir insanım”
*Ensenizdeki dövmede ‘Ben Varım!’ yazıyor. Neden yaptırdınız? 
Çocukluğumla alakalı bir şeydi. “Hey, ben de varım” gibi değil... Ama trajik bir şey de değil. Varlığımla ilgili bana özel bir şey. Çocukken yaşadığım, beni dehşete düşüren şey... Yıllar sonra konservatuarda hocalarımızdan biri, “Şimdi elinizi kaldırın ve varlığınızı sonuna kadar hissedin” dediğinde korkuyla karışık bir hazla “Bunu yazdırmalıyım” dediğim bir cümle oldu. Hiç unutmak istemedim. Her dakika görüp sıkılmak da istemedim, o yüzden enseme yazdırdım. 
 
* Facebook ve Twitter’da paylaştığınız komik videolara ne oldu? 
O kadar çok yoğun çalışmaya başladım ki... O karakterleri yapıp, izlerken ben de seyirci olarak eğleniyorum. Ama bilgisayarı açamaz oldum. Telefonda o program var mı, keşke yükletebilsem diye araştırdım, ama bilgisayardan yapmam gerekiyormuş. Setten de iki dakika rica edip, “Ben bir Nejla Hanım çekip döneyim” diyemiyorum. (gülüyor) 
 
* İnsanın kendini anlatması zordur ama; sizi tanımayan birine kendinizi nasıl anlatırsınız?
Şu an aklıma geldi; kendime şaşırıyorum, çok kuşkulanıyorum ve eğlenmeye çalışıyorum. Hayata 
karşı bu söylediklerim. Şaşkın bir insanım. Dalgın anlamında bir şaşkınlık değil. Gördüğüm en ufak 
şey bile beni hayretlere düşürebiliyor. Belki heyecanımdan dolayıdır. Ama her dakika eğlenceliyim diyemem, yaş kemale erdi.

Kaynak: Milliyet

facebook yorumları

haber yorumları

resim yok
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız..
:-) :) :o) :c) :^) :-D :-( :-9 ;-) :-P :-p :-Þ :-b :-O :-/ :-X :-# :'( B-) 8-) :-\ ;*( :-* :] :> =] =) 8) :} :D 8D XD xD =D :( :< :[ :{ =( ;) ;] ;D :P :p =P =p :b :O 8O :/ =/ :S :# :X B) O:)
Kapat