Bizim dizi taklit değil

Bizim dizi taklit değil
resim yok Editör paylaştı
19 Kasım 2011

 

Yıllarca “Yaprak Dökümü”nün Fikret’i olarak ekrana geldi. Sonra “Umutsuz Ev Kadınları”nın kadrosuna katıldı; temizlik, yemek ve düzen saplantılı Nermin olarak ışık hızıyla Fikret’i unutturdu! Aylardır dizi seti ile tiyatro salonu arasında mekik dokuyan Bennu Yıldırımlar’la bu kaosa rağmen bir araya gelebildik, oturup kadın kadına biraz sohbet ettik.
Umutsuz Ev Kadınları” başta çok eleştirildi. Ciddi önyargılar vardı. “Orijinali dururken neden yerli versiyonu izlensin” deniyordu. Gerçi felaket tellalları yanıldı, dizi büyük ilgi gördü ama ben merak ediyorum; bu önyargılara rağmen neden “umutsuz ev kadını” olmak istediniz?
 
- Beş kadının hikâyesini anlatması, Amerikan ortaklığıyla çekilmesi, senaryonun çok önceden belli olması, adaptasyonda bir sorun yaşanmaması... Ve tabii bir de güzel insanlarla çalışacak olmak... Bu sebeplerle teklifi kabul ettim.
 
Başlarda bu diziye “taklit” gözüyle bakıldı. Ama ekibiniz bu önyargıyı kırmakta pek zorlanmadı...               
 
- Doğal olarak önyargılar oldu. Ama bir işi hiç görmeden, izlemeden eleştirmeye başlamak da farklı bir duygu olsa gerek! Zaten bizim dizi taklit değil, oradaki hikâyenin toplumumuza uyarlaması... Ve görüldü ki bu uyarlama hiç başarısız değil...
 
Peki bu kadar ilgi bekliyor muydunuz gerçekten?
 
- Yeni bir işe başlarken bir şeyler hissediyorsunuz ama kesin olarak sonucu ve topluma yansımasını öngöremiyorsunuz. Tabii ki izleyicinin beğenmesi bizim açımızdan çok güzel bir duygu. Sonuçta her dizide olduğu gibi bunda da çok büyük emek var, karşılığını almak güzel.
 
NERMİN GİBİ TEMİZLİK TAKINTILI DEĞİLİM
 
Siz dizinin orijinal versiyonunu, yani “Desperate Housewives”ı izliyor muydunuz?
 
- Benim televizyonla çok yakın bir ilişkim yok. Bu tip dizilere de uyumaya yakın bakarım. Ama dikkatimi çeken bir işti. ıyi hazırlanmış, başarısını kanıtlamış, denk geldiğimde zevkle izlediğim bir diziydi yani...
 
Gelelim sizin canlandırdığınız Nermin karakterine... Nermin gerçek olamayacak kadar obsesif gibi...
 
- Kabul edilsin ya da edilmesin, bizim toplumumuzda pek çok kadın bu şekilde yetiştiriliyor. Nermin’in böyle olmasının nedenleri de yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. Hayat zaten nedenlerden ve sonuçlardan oluşur. Nermin hayatta her şeye titizlenildiğinde var olunabildiğini sanıyor belki de... 
 
Sizin temizlik gibi bir takıntınız var mı?
 
- Temizlik takıntım yok ama pislik içinde de yaşamıyorum. Düzenli olmaya gayret ederim. Evde ayaklarını uzatıp saatlerce oturan biri hiç olmadım. Hep yapılması gerekenleri yaptım, ama bu yaptıklarımı kimsenin gözüne sokmadım.
 
SIRBİSTAN’DA AYAKTA ALKIŞLANDIK
 
Dizi çekimlerinizle birlikte “İntiharın Genel Provası” adlı tiyatro oyununuz da devam ediyor. Peki, ufukta yeni oyun var mı?
 
- Evet, bu yılın sonlarında “Dar Ayakkabıyla Yaşamak” adlı oyununun provalarına başlayacağız.
 
Nasıl bir oyun bu?
 
- Medya üzerinden insanların hak ararken ne durumlara düştüğünü anlatan bir oyun. Dünya nereye gidiyor, hayatlar medya ile nasıl ilişkilendiriliyor, onu anlatmaya çalışacağız. Bu oyun Sırbistan’dan sonra ilk kez Türkiye’de oynanmış olacak. Biz de geçen yıl “ıntiharın Genel Provası”yla Sırbistan’a gitmiştik.
 
Farklı bir seyirciye oynamak nasıldı?
 
- İlginç... Alt yazılı oynuyorsunuz... Ama her şey yolunda gidiyorsa sorun yok. ınsan her yerde insan... Alışkın olduğumuz reaksiyonları seyirciden aldığınız zaman her şeyi doğru yaptığınızdan emin oluyorsunuz. 
 
Ya reaksiyon?
 
- Bize “Alkışlarken ayağa kalkmazlar” demişlerdi, fakat her iki oyunda da ayakta alkışlandık. O zaman daha da gururlandık. 
 
KIZIM DA SAHNEDE OLMAYI SEVİYOR
 
Sahne ve set arasında mekik dokumanın dışında neler yapıyorsunuz?
 
- Mesela sizden sonra spora gideceğim. Elimden geldiğince çocuğumla ilgileniyorum. Benim boyutlarımda bir çocuğum var. Ada 12 yaşında, artık ortak giyiniyoruz neredeyse. 
 
Ada’nın tiyatroya ilgisi var mı?
 
- Var, o da çok güzel bir topluluk içerisinde çalışmalarını sürdürüyor. Yaprak Sandalcı’nın “Koroporte” diye bir grubu var. Birlikte güzel oyunlar sahneliyorlar. Benim gibi sahnede olmaktan keyif alıyor.
 
Bir gün onunla aynı projede yer almak ister misiniz?
 
- Olursa olur tabii ama bunun için özel bir çabamız yok. “Yaprak Dökümü”nün küçük bir sahnesinde benim çocukluğumu oynadı gerçi. Ve sanırım o da bu durumdan keyif aldı.
 
BEN DE ÜÇ ÇOCUK İSTİYORUM AMA  ÜÇÜ DE KIZ OLSUN
 
Yeni oyununuzda dünyanın gidişatını sorgulamaya başlamadan önce, bu konuda sizin fikirleriniz öğrensek...
 
- Bir toplumda kadının konumu değişmedikçe, toplumun da değişemeyeceğini düşünüyorum. Kadın aslında büyük bir güç ama bastırılmış ve gizli... Yerini bulursa herkes gibi ben de memnun olacağım. Sonuçta kız çocuk sahibiyim, onun için eşit bir ortam istiyorum. Bu konuda hiç ilerleme kaydedilmemesi, yerimizde saymamız haliyle hoşuma gitmiyor. Kadına verilen, öngörülen görev sadece evinin kadını olma ve çocuk yetiştirme olmamalı. Kadın o rolden çıkıp üretime sokulmadıkça zaten haklarından mahrum kalacak. Bir de hani üç çocuk olayı var ya, ben de üç çocuk istiyorum ama üçü de kız olsun. Ancak böyle düzelir bu düzen!

Kaynak: Hürriyet

facebook yorumları

haber yorumları

resim yok
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız..
:-) :) :o) :c) :^) :-D :-( :-9 ;-) :-P :-p :-Þ :-b :-O :-/ :-X :-# :'( B-) 8-) :-\ ;*( :-* :] :> =] =) 8) :} :D 8D XD xD =D :( :< :[ :{ =( ;) ;] ;D :P :p =P =p :b :O 8O :/ =/ :S :# :X B) O:)
Kapat