Burçin Terzioğlu Röportaj

Burçin Terzioğlu Röportaj
resim yok Editör paylaştı
27 Şubat 2013

Son dönemde pek de sık duymadığımız ya da hissedilmeyen duygulardan biri de “merhamet”... Bir dizi ismi olarak karşımıza çıkınca kendini sorgulatmayı başaran bu duyguyu bir de dizinin Deniz’i Burçin Terzioğlu’na sorduk...

 

Merhamet”in bir kadın hikâyesi oluşu, bu işte yer almanızda ne kadar etkili oldu?

 

- İlk olarak dizinin adının “Merhamet” olmasıyla başlayacağım. İlk duyduğum zaman yadırgamıştım çünkü uzun zamandır çok sözünü ettiğimiz bir duygu değil. Merhamet çağında yaşamıyoruz galiba. Merhamet duygusunu kaybettiğimiz bir dönemde adı “Merhamet” olan ve merhametsiz bir hayatı konu alan bir iş... Bu arada, senaryoyu okurken salt kadın hikâyesi gibi durmuyordu ama dışarıdan bakınca daha kadınsal bir şey göze çarpıyor. Kadınların çektiği acı, kadınların sağlam durma ve güçlü olma gerekliliği daha çok öne çıkıyor.

 

Röportaj: Gülbahar KARAKUŞ

 

Dizide geçen hikâye de aslında çok gerçek...

 

- Evet, dizide gerçekten can acıtacak bir hikâye var. Çok Türkiye’den, çok bizden bir hikâye. Birçok yerde, hatta belki arka sokağımızda hâlâ yaşanan bir olay. Hâlâ bu acıları, sıkıntıları çeken insanlar, bıçaklanan kadınlar, dayak yiyen çocuklar var. O yüzden doğru bir zamanda, ihtiyaç olan bir zamanda doğru bir hikâyeyle ekrana geldiğimizi düşünüyorum. Temeli sağlam olan, ayakları yere basan, Türkiye’den bir hikâye. Naylon bir durum yok.

 

İzleyiciler hikayeden çok etkilendi. Sizler de çekim sırasında duygulanıyor musunuz?

 

- Tabii... Hatta bazı sahnelerin çekimi sırasında ağlayanlar oldu.

 

En çok hangi sahne ağlattı?

 

- Şadiye’nin yerden ekmek yediği sahne mesela... Kara Hatice’nin yaşadığı o kaosa da çok üzülüyorum ben... İnandığı şeye, inandığı şeyin doğru olmayışına, yanlış yolda ilerlemesine üzülüyorum. Narin, Şadiye... Hepsi çok zor şeyler yaşıyorlar.

 

DENİZ ÇOK GÜÇLÜ BİR KADIN ÖRNEĞİ

 

Az önce “Merhamet çağında değiliz” dediniz. Sizin şikayet ettiğiniz en büyük merhametsizlik ne?

 

- Merhametsizlik, herkese ve her şeye karşı yapılıyor. Merhametin tam karşılığı acıma değil aslında, başka bir şey. Kendini karşısındakinin yerine koymak, acılarını paylaşmak, empati kurabilmek... Birçok şeye üzülüyorum, zaten artık haber izlerken ağlar duruma geldik. Hayvan hakları, insanların durumları, savaşlar... Gerçekteninsan olmanın, ruhunu terbiye etmenin en büyük şartı galiba merhamet...

 

Deniz karakterine gelelim... Canlandırdığınız bu karakter ilk anda neler hissettirdi ya da düşündürdü size?

 

- Narin’le kurduğu sağlam dostluğa çok inandım. Kavgaları ve küslükleri bile dostça... Çok sağlam bir dostluk kurmuşlar, işte o beni çok yükseltti. Deniz’in çok genç yaşta ailesini kaybetmiş olması, ona rağmen çok güçlü durması, yalnızlığını çok samimi bir şekilde Narin’le paylaşması çok çekici kıldı karakteri... Güçlü durmasının yanı sıra ciddi yalnızlıkları var. Deniz, bence çok güçlü bir kadın örneği.

 

Bugüne kadar üstlendiğiniz rollerde de epey farklı galiba...

 

- Doğru... Deniz birçok yönüyle cazip geldi bana; hem benden çok farklıydı hem de bu zamana kadar oynadığım rollerden... Daha enerjik, daha yüksek, duygularını hiç frenlemeden yaşayan bir kadın. Bağırmak istiyorsa bağırıyor, üstünü çıkarmak istiyorsa çıkarıyor, hiç sınırı yok. Çok farklı bir tipti ve bu anlamda Deniz, bana çok çekici, bir o kadar da zor geldi. Oturtana kadar gerçekten zorlandım.

 

En çok hangi özellikleri zorladı sizi?

 

- Hiç susmadan konuşması... O temposu çok yordu. Normalde daha dingin, daha sakinimdir ben. Konuşmaktan çok dinlemeyi severim. Önce durup düşünür, ondan sonra cümle kurarım. Ama Deniz’de hiç öyle bir şey yok. Mesafe o kadar kısa ki, geldiği an cümle dışarı çıkıyor ve nerede olduğunu, yanında kimin olduğunu umursamıyor. O tempo beni yordu işte... Enerjisi hep yüksek, hiperaktif, yerinde duramıyor, daha dişi, daha kadınsı.

 

KAVGAYI DA AŞKI DA BÜYÜK YAŞIYOR

 

Hâlâ onu canlandırmak sizi zorluyor mu?

 

- Yok... Oturtana kadar zorlandım ama ikinci bölümden sonra anlaşmaya başladık onunla.

 

Deniz’in aşk konusunda büyük zaafları var sanırım, o zaafı nasıl ele aldınız?

 

- O da biraz zorlayan, bana uzak bir durumdu. Günde dört defa küsüyor, ayrılıyor. 15 dakika sonra çocuğu görünce bitiyor her şey, aşkı tekrar büyüyor. Kavgayı, ayrılığı, aşkı da büyük yaşıyor. Bütün replikler çok gerçek, zorlama cümleler yok. İşte bu durum beni yükseltiyor.

 

Peki, Deniz’in böyle olmasının nedeni ne sizce?

 

- O dengesizlikleri küçük yaşta ailesini kaybettiği, amcası ve kız kardeşiyle kalakaldığı için olabilir. Kız kardeşi yurtdışına okumaya gidiyor, amcası da ona ne kadar yakın olabilir? Bu yüzden çabuk aşık olan ve ilişkileri bir o kadar hızlı tüketen bir kıza dönüşmüş bence.

 

Deniz ve Narin arasındaki ilişkiyi kardeşi bozabilir mi acaba?

 

- Biri biyolojik diğeri de kendi seçtiği kardeşi. Tabii ki kan bağı denen şey çok önemli ama dostluklar çok zor yakalanıyor. Bir insanın çok fazla arkadaşı olur ama dostu belki birdir, belki iki... Kardeşi tabii ki çok önemli ama Deniz’in en zor zamanlarında Narin hayatına giriyor. Belki kardeşi yanında olsaydı o paylaşımları kardeşiyle yapacaktı ama kardeşi yanında yoktu.

 

AİLEM VE DOSTLARIM OLMAZSA ENERJİM TÜKENİR

 

Deniz’de “asla değişmez” dediğiniz özellikler neler?

 

- Üniversite dönemi ile yani Narin’le tanıştıkları zamanla bu zaman arasında tabii ki yaşadığı bir değişim var; daha olgunlaşmış, dostluk ilerlemiş. Ama hep aynı kalan ve kalacak yanları da var. Dostluk anlayışı değişmeyecek hiçbir zaman mesela, orası kesin.... Enerjisi ve delilikleri de değişmez bence...

 

Üniversitede başlayan dostlukların çoğu ömürlük oluyor genelde... Sizin için de geçerli mi bu durum?

 

- Benim en yakın dostum 17 senedir hayatımda. Lise 1’inci sınıftan beri arkadaşım. O dönem, hayatın seni daha az zorladığı yaşlar... Her şeye daha temiz, daha saf bakıyorsun. Yaş aldıkça iş, kariyer, aile ve birçok sorumluluk bir araya geliyor, bazen kendine bile zaman ayıramıyorsun. Dolayısıyla o yaşlarda kurulan arkadaşlıklar daha doğru, daha uzun ömürlü oluyor.

 

Siz dostlarınıza, ailenize, kendinize yeterince zaman ayırabiliyor musunuz?

 

- Evet, ayırıyorum. Ben bütün enerjimi onlardan alıyorum çünkü, bir tanesinin sarsılması bile bütün her şeyi etkiliyor. Ben setten kalan zamanlarımda ailemi görmezsem ya da arkadaşlarımla zaman geçirmezsem enerjimi tamamlayamıyorum.

 

HEP SAKİN DEĞİLİM DELİRDİĞİM DE OLUR

 

Hep böyle sakin misiniz?

 

- Yok, canım, delirdiğim zamanlar olur (gülüyor).

 

İşinde gücünde, evinde huzur bulan birine benziyorsunuz...

 

- Evde vakit geçirmeyi seviyorum, evimi seviyorum gerçekten de... Setten ya da herhangi bir zor günden sonra eve dönmek, huşu benim için. Evde film izliyorum, yemek yapıyorum, dışarıdan daha çok seviyorum evimde olmayı...

 

Setten gelip bir de yemek mi yapıyorsunuz? O yorgunlukla!

 

- Hayır, setten gelince anca makyajımı temizleyip yatıyorum. Öyle bir halim olmuyor. Ama boş günlerimde, kafam rahatsa terapi gibi geliyor yemek yapmak.

 

En iyi yaptığınız yemek hangisi?

 

- Her yemeği yaparım... Severek yaptığım için de hepsi güzel oluyor.

 

Deniz için “daha kadınsı” yorumu yaptını. Siz gerçek hayatta nasılsınız?

 

- Kesinlikle ondan daha maskülen... Deniz, daha flörtöz, daha süslü; mesela sabah kalkar kalkmaz rimelini ve allığını sürüyor. Normal hayatta benim çok yapmadığım şeyler bunlar.

 

Bir röportajınızda “Kendimi çocuk yapmaya hazır hissediyorum” demişsiniz. Öyle bir planınız var mı?

 

- Bu çok planlı programlı olan bir şey değilmiş, onu gördük. Ayrıca buna bir zaman biçmek, pazarlık yapmak gibi geliyor bana... Doğru bulmuyorum. Bakalım, kısmet...

 

BİRAZ DİNLENMEYE İHTİYACIM VARDI

 

Merhamet”ten önce bir süre dinlenmeye çekildiniz, yanılıyor muyum?

 

- Doğru... “Ezel”den sonra 1,5 sene kadar çalışmadım.

 

Peki, o süreçte neler yaptınız? Bilinçli bir tercih miydi uzak kalmak?

 

- Evet bilinçli bir tercihti. Biraz ailemle vakit geçirmem gerekiyordu, sağlık problemleri vardı. Aileme, eşime zaman ayırdım o yüzden... Biraz da dinlenmeye ihtiyacım vardı, yorulmuştum. Yeni bir proje için biraz durmak gerekiyor.

 

Neden?

 

- Çünkü içinde biriktirdiğin bütün duyguları sette bırakıyor, çıktığında bomboş oluyorsun. Yeni bir rol için biraz biriktirmen gerekiyor.

Kaynak: Hürriyet

facebook yorumları

haber yorumları

resim yok
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız..
:-) :) :o) :c) :^) :-D :-( :-9 ;-) :-P :-p :-Þ :-b :-O :-/ :-X :-# :'( B-) 8-) :-\ ;*( :-* :] :> =] =) 8) :} :D 8D XD xD =D :( :< :[ :{ =( ;) ;] ;D :P :p =P =p :b :O 8O :/ =/ :S :# :X B) O:)
Kapat