Çağatay'ın karizması diziyi götürüyor

Çağatay'ın karizması diziyi götürüyor
resim yok Editör paylaştı
25 Ekim 2012

 

O, güzel ve yetenekli ve güçlü bir kadın... Yaşadığı ciddi sorunlara rağmen dimdik ayakta ve bu tavrıyla insanda “her şey mümkün, panik yok” hissiyatı uyandırıyor. Deniz Uğur, Shops dergisine verdiği röportajda, seçtiği mesleğin bu gücü şart koştuğunu söyledi: “Sürekli kamera önünde olmayı, toplumda ilgi odağı haline gelmeyi herkesin psikolojisi kaldıramaz. Güçlü, dayanıklı, kriz anlarında da soğukkanlı olmak gerekir.”
 
* Opera sanatçısı bir baba ve balerin bir annenin çocuğusunuz. Sanatçı olmak sizin için kaçınılmaz mıydı? “Sanatçı olmasaydım, şu mesleği yapmak isterdim” dediğiniz bir iş var mı? 
 
- Ailenizin uğraştığı işe ister istemez ilgi duyuyorsunuz tabii. Annem balerin olduğu için ilkokuldan sonra konservatuvarın bale bölümüne girmiştim. Liseden mezun olduktan sonraysa kendi yolumu çizmek istedim. Edebiyat, özellikle roman, benim aşkımdı. Oyunculuk yeteneğim de göze çarpıyordu. Ben de tiyatronun edebiyatla iç içe olduğunu düşünüp konservatuvarın drama bölümüne girdim. Hem sahneye çıkmaktan hem de işin edebi kısmından çok zevk aldım. Güngör Dilmen’le oyun yazarlığı çalışma fırsatım bile oldu. Oyunculuk kariyerimin yanı sıra yazarlığımı da sürdürebildim. denizugur.com’da yazılarımı yayınlamaya devam ediyorum. Yaptığım işten, herhangi bir alternatif düşünemeyecek kadar mutluyum şu an.
 
* Sizi en çok mutlu eden hangisi? Televizyon mu, tiyatro mu?
 
- Televizyon geniş kitlelere kolayca ulaşabildiği için bana hep daha cazip gelmiştir. Aslında sanattan çok ticarete yönelmek bu, biliyorum ama bu düşünce beni rahatsız etmiyor. İçinde bulunduğun çağda daha geçerli olan neyse ona yönelmek doğrudur bence. Günümüzde, sanatla ilgili ne yapıyor olursan ol, eğer televizyonda değilsen varlık gösteremezsin. Televizyon vitrindir. Ayrıca dürüst olalım, ünlü olmayı istemeyen oyuncu yoktur.
 
* “Adını Feriha Koydum Emir’in Yolu” dizisi hakkında ne söylemek istersiniz?
 
- Biz artık ona sadece “Emir’in Yolu” diyoruz. Çünkü fenomen bir dizinin içinden çıkmış olan başka bir öykü. Şimdi Çağatay Ulusoy’un karizması bu projede başı çekiyor. Ekip ve oyuncu kadrosu üç sezondur ailem gibi oldu, hepsini çok seviyorum.
 
 
 
* İşinizle ilgili bir hayaliniz, gerçekleşmesini çok istediğiniz bir proje var mı?
 
- Bugüne kadar işimle ilgili gerçekleşmesini istediğim her şey oldu. Tam olarak istediğim yerdeyim. Farklı hedeflerin farklı bedelleri olurdu ve benim için mutluluk her şeyden daha önemliydi. Çocuklarımla zaman geçirmeyi, onları kendim büyütmeyi seçtim. İyi ki öyle yapmışım. 
 
* Oyunculuğun sevdiğiniz ve sevmediğiniz yönleri neler?
 
- Oyunculuğun sevilmeyecek bir yönü yoktur ama sürekli kamera önünde olmayı, toplumda ilgi odağı haline gelmeyi de herkesin psikolojisi kaldıramaz. Yüksek bir enerjiyi üzerimize çekiyoruz sürekli. Güçlü, dayanıklı, kriz anlarında da soğukkanlı olmak gerekir. İsmini yani markanı kendinin dışında bir şey gibi değerlendirip yönetmelisin hayatını.
 
 
* “Empati yapmak, yaşam sanatının vazgeçilmezidir” diyorsunuz bloğunuzda. Bunu yapmayı her zaman başarabiliyor musunuz?
 
- Her zaman karşımdakiyle empati yapmaya çalışırım. Tartışırken bile. Çünkü kendinizi karşınızdakinin yerine koyduğunuzda, davranışlarının ve sözlerinin alt metnini doğru okuyabilirsiniz. Bu da hayatı kolaylaştırır.
 
* Yaşadığınız ciddi problemlere rağmen hayata karşı güçlü duran bir kadınsınız. Maddi, manevi ya da fiziksel zorluklar yaşayan kadınlara ne tavsiye edersiniz?
 
- Hayatta çözülmeyecek hiçbir sorun yoktur. Genel olarak yapılan hata, sabit bir noktada durup sürekli aynı şeyden yakınmaktır. Oysa bakış açınızı değiştirmek ve her zamankinden farklı bir yaklaşımda bulunmak sorunu ortadan kolayca kaldırabilir. Zaten hayattaki herhangi bir durumu “problem” diye tanımlayarak problemi var eden biz oluyoruz aslında. “Bu bir problem değil” dememiz gerek. Bunun yerine değişim ya da yenilenme dönemi tanımlarını kullanabiliriz mesela. Zor zamanları tırtılın kozada kelebek olmayı beklediği sürece benzetirim ben. İnsanlar en zor durumlarda bile yarının sürprizlere gebe olduğunu akıllarından çıkarmamalı. Güneş her gün farklı yerden doğar.
 
 
Anneliğin sağladığı tatmin duygusu çok tarifsiz. Belki de doğuştan yatkındım anneliğe, bilmiyorum. Çocuklarımla zaman geçirmekten, aynen evcilik oynayan bir çocuk gibi zevk alıyorum. Onlar için alışverişe çıkmak, doktora götürmek, veli toplantılarına gitmek, ne bileyim; yıkamak, giydirmek, kremlemek, tırnaklarını kesmek, ilacını içirmek filan görev değil, dünyanın en zevkli hobisi gibi geliyor bana. Bütün gün onlardan bahsedebilirim ama sıkıcı olmamak için kendimi frenliyorum.
 
 
* Güzel bir kadınsınız. Uyguladığınız özel bir bakım kürü var mı?
 
- Cildimi iyi bir nemlendiriciyle nemlendirmeye hep dikkat ederim. Bunun dışında suyla yapılan temizliğin ve bol bol su içmenin yerini hiçbir şey tutamaz bence.
 
* Her zaman formda ve güzel olmayı nasıl başarıyorsunuz?
 
- Güzelliğin makyaj ya da giyimle ilgisi olduğuna inanmıyorum. Güzellik sağlıktır. Bu yüzden düzenli olarak spor yapıyorum. Sıkı vücutlu, bakımlı bir kadın, pijamayla da güzel görünür.

facebook yorumları

haber yorumları

( 1 yorum )
resim yok
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız..
:-) :) :o) :c) :^) :-D :-( :-9 ;-) :-P :-p :-Þ :-b :-O :-/ :-X :-# :'( B-) 8-) :-\ ;*( :-* :] :> =] =) 8) :} :D 8D XD xD =D :( :< :[ :{ =( ;) ;] ;D :P :p =P =p :b :O 8O :/ =/ :S :# :X B) O:)
Kapat
madmazel19
cok guzel ve guclu bir bayan