''Ekranda popom büyük çıkıyor''

''Ekranda popom büyük çıkıyor''
resim yok Editör paylaştı
28 Ekim 2011

 

“Genco” dizisiyle adını duyuran ve bugüne dek birçok yapımda rol alan Selen Seyven, ekran yolculuğuna “Avrupa Avrupa” ile devam ediyor. Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nden mezun olan Seyven, daha alacak çok yolu olduğunu düşünüyor: “Oyuncu oldum diyemiyorum.”
 
Avrupa Avrupa”da Tarık Ünlüoğlu ve İpek Tuzcuoğlu’nun oynadığı çiftin kızları Gül’ü canlandırıyorsunuz. Nasıl bir kız Gül, biraz anlatır mısınız?   
 
- Gül, tam ergenlik çağında, cayır cayır, yerinde duramayan bir kız. 17 buçuk yaşında. Konserlere gitmek istiyor, erkeklerle yeni yeni heyecanlar yaşıyor... Çok fazla hakkı olduğunu düşünüyor ve özellikle Avrupa Birliği’nin getirdiği hakları kullanmak istiyor. Zaman zaman saçmalıyor ve komik durumlara düşüyor.
 
Gül, lise öğrencisi. Rolünüz için yeni nesil liselileri gözlemlediniz mi, yoksa kendi lise döneminizden mi çıkardınız karakteri?    
 
- Yeni nesil üzerinde hiç gözlem yapmadım. Kendi lise hayatımı, o zamanki halimi ve arkadaşlarımı düşünerek bu karakteri yarattım. Ben Gül kadar asi değildim ama yaramazdım. Bence Gül, yeni nesil liselilerden çok daha masum. Şimdiki liseliler ojeli, fönlü. Topuklu ayakkabı giyeni bile var. Gül’ün ise topuklu ayakkabıdan filan haberi yok.
 
Gül, ‘düşman aile’ Becerenler’in oğulları Can’dan hoşlanıyor. Bu aşk sürüncemede mi kalır?
 
- Ne olacağı çok belli; bunlar birbirine âşık olacak ve ilişkilerini gizli gizli yaşayacaklar. “Romeo ve Juliet”in komedi versiyonu resmen! Ailelerin düşman olması da işin komik yanı zaten. Aşk yaşayacaklar ama zor bir aşk yaşayacaklar.
 
Sizin lisede yaşadığınız ve aklınızda kalan bir aşkınız oldu mu?
 
- Olmamış demek ki, aklıma gelmedi... Gül’le Can’ın aşkı biraz daha özel. Herkesin başına gelebilecek bir aşk değil.
 
KOKORECİMİ PİS YEMEYİ SEVİYORUM
 
Avrupa Birliği’ne girmeli miyiz sizce? Gerçi almıyorlar ama...
 
- Ben bunun çok gerekli olduğunu düşünmüyorum. Geleneklerimi çok seviyorum. Kokorecimi pis yemeyi de çok seviyorum. Biz böyle yaşadık, böyle devam ediyoruz... Dizide Koparan ailesinin düştüğü durum, bizzat Avrupa Birliği’ne giren Türk ailesinin düşeceği durumdur.
 
Dizinin bir bölümünde Gül, kardeşinin ödevi nedeniyle teknolojiden uzak bir gün geçiriyor. Siz telefonsuz, televizyonsuz ve bilgisayarsız bir gün geçirebilir misiniz?
 
- O kadar zor ki! Bir kere telefonum benim bir organım gibi. Elim gibi, gözüm gibi... O yokken kendimi eksik hissediyorum. Ben yapamazdım sanırım, düşünmek bile çok zor geliyor bana.
 
Sosyal ağlarla aranız nasıl?
 
- Sosyal ağlarla değil de sosyal çevremle ilgiliyim ben. Öyle Twitter’da, Facebook’ta görünen biri değilim. Facebook’a çok az giriyorum, Twitter hesabım da zaten yok.
 
İpek Tuzcuoğlu ile abla kardeş olduk
 
Avrupa Avrupa”yı kabul etme nedeninize gelelim... Oyuncu kadrosunun da etkisi olmuştur sanırım bu projede yer almanızda...
 
- Aslında oynayacağı ilk belli olan oyuncu bendim. Bir sitcom’da rol almayı çok istiyordum. Beş senedir piyasadayım, dört senedir hep dram işlerinde oynadım, hep ağlayan kızdım. Benim için sürekli “Bunun suratı minik, bunu ağlatalım” diyorlardı. Bu dizi ise benim için bir sınavdı. “Acaba komedi oynayabilecek miyim?” diyordum, teklif gelince kabul ettim.
 
Beklentileriniz doğrultusunda mı gelişti peki her şey?
 
- Benim tahmin ettiğimden daha iyi bir iş oldu. Karakterler, kadro, dekor, her şey çok güzel oldu. Çekimlerde de bu kadar eğleneceğimi düşünmemiştim. Aslına başta korkularım vardı ama iki haftada attım o korkuları üzerimden. “Avrupa Avrupa” benim enerjimi yükselten bir iş oldu.
 
Korkularınız nelerdi?
 
- “Komediyi becerebilecek miyim?” korkusu vardı. “Tökezler miyim acaba?” dedim. Bir de “Çok iyi isimlerle beraber oynayacağım, ezilir miyim acaba?” dedim. Ama çekimler başlayınca herkesin birbirine çok yardım ettiğini gördüm ve korkularım da gitti. 
 
Rol arkadaşlarınızla aranız nasıl?
 
- İpek Tuzcuoğlu’nun çok seviyorum. Anne-kızı oynuyoruz ama abla-kardeş gibi olduk. Çok pozitif bir kadın. İyi ki o var. Zuhal Topal da çok güzel bir komedi oyuncusu, onunla da çok iyi anlaşıyoruz. Setimde mutluyum kısacası.
 
Sitcom çekmek, diğer projelere göre daha mı rahat?
 
- Üç günde bitiriyoruz işi. Benim eğlencem ve işim set, o yüzden evdeyken bir an önce set gitme zamanı gelsin diye bekliyorum. Hayatımda ilk kez diğer dizileri de izleme fırsatım oluyor. Arkadaşlarımı izliyorum, kendime zaman ayırıyorum, geziyorum. Şu an daha mutluyum, nazar değmesin.
 
DAYIMIN ŞAŞAALI SİNEMASINDA OLMAYI ÇOK İSTİYORUM
 
Dayınız Ezel Akay, oyunculukta geldiğiniz noktayı nasıl buluyor?
 
- Ben oyuncu olmak istediğimi söylediğimde filminde figürasyon vermişti, tabii ki “Gel başrol oyna” demeyecekti. Okulumu bitirdikten sonra da bir şey yapmadı. “Bak bakalım yapabiliyor musun?” dedi, yaptığım işler süresince de beni izledi ve “Bak yapabiliyorsun işte” dedi, sonra da ortadan kayboldu.
     
Ezel Akay’la çalışmayı istiyor musunuz?  
 
- Evet, onun o şaşaalı sinemasının içinde olmayı çok istiyorum. O benim hazır olduğumu düşünmüyor olabilir ama...     
 
Öyle mi söyledi size?
 
- Yok, hayır. Hatta hazır olduğumu düşündüğünü bile söyledi. Hatta beni beğendiğini de biliyorum... 
 
Siz oyuncu olmaya nasıl karar verdiniz, aileniz mi yönlendirdi?
 
- Benim bir dayım daha var, Altay Özbek, o da oyuncu. Ben dokuz yaşındayken Şehir Tiyatroları’nın sahnelediği “Kral Lear” oyununda soytarıyı canlandırıyordu. Ben de izlemeye gittim annemle. Ben dayıma çok âşık bir çocuktum, onu çok beğenirdim, hatta büyüyünce onunla evlenmek isterdim. Onu sahnede görünce, “Ben de oyuncu olacağım” diye tutturdum. Hatta ortaokulda çocuk oyunlarında yer aldım, tavşan olmuşluğum bile var. Lisede de tiyatro kolundaydım. Mezun olunca direkt Müjdat Gezen Sanat Merkezi’ne girdim. Sonra mezun oldum ama daha oyuncu olmadım... 
 
“Oyuncuyum” demiyor musunuz?
 
- Oyuncu oldum diyemiyorum, demek de istemiyorum. Müjdat Gezen’in bir lafı vardır; “50 senedir bu mesleği yapıyorum ama hâlâ oyuncu oldum demiyorum” der. Çünkü oyunculuk ‘oldum’ deyince olunan bir şey değil. Yaşadıkça, gördükçe daha iyilerini oynayabiliriz.
 
EKRANDA POPOM BÜYÜK ÇIKIYOR
 
Ekranda kendinizi izlerken, beğenmediğiniz şeyler oluyor mu?
 
- Kendimi hiç beğenmiyorum. Popom çok büyük çıkıyor! Bazen saçımı, makyajımı beğenmiyorum. Ekranda göründüğümden birazcık daha iyi olduğumu düşünüyorum. Belki de fotojenik değilimdir...
 
İKİ FİLMLE BEYAZPERDEDE
 
Vizyona girecek iki sinema filminiz var. Biraz da onlardan bahseder misiniz?
 
- Evet, iki filmim var. Biri Sasha Waltz’ın filmi. Dört hikâyeden oluşan, koreografik bir film. Aralıkta vizyona girecek. Diğeri de “Bir Gevrek, Bir Boyoz, İki de Kumru”.
 
Bu filmlerde hangi rollerde yer aldınız?
 
- Sasha Waltz’ın filminde, ağabeyinin travesti olduğunu beş sene sonra öğrenen bir kızı oynuyorum. Diğer filmde de Hasret adında İzmirli bir kızı canlandırdım.
 
Siz nerelisiniz?
 
- Ben Ankaralıyım. Benim dışımda setteki herkes İzmirliydi. Bizim ailenin de bir tarafı Yugoslav olduğu için yönetmenimiz oradan kurtardığımı söyledi! (Gülüyor)

Kaynak: Hürriyet

facebook yorumları

haber yorumları

resim yok
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız..
:-) :) :o) :c) :^) :-D :-( :-9 ;-) :-P :-p :-Þ :-b :-O :-/ :-X :-# :'( B-) 8-) :-\ ;*( :-* :] :> =] =) 8) :} :D 8D XD xD =D :( :< :[ :{ =( ;) ;] ;D :P :p =P =p :b :O 8O :/ =/ :S :# :X B) O:)
Kapat