İpek Tuzcuoğlu:”Bazı dizilerin şifreli olması gerekiyor!”

İpek Tuzcuoğlu:”Bazı dizilerin şifreli olması gerekiyor!”
resim yok Editör paylaştı
22 Ağustos 2012

 

'Aşkın Halleri' dizisinde Metin Akpınar'ın eşini canlandıran İpek Tuzcuoğlu, sanatta sonsuz özgürlükten yana olduğunu söylüyor ve ekliyor: Sanat kısıtlanmamalı ama bazı dizilere de şifre konulması lazım
Fox TV'de yayınlanan 'Aşkın Halleri' adlı komedi dizisiyle ekranlara dönen İpek Tuzcuoğlu, bu bayram buruk bir mutluluk yaşıyor. Babasını geçtiğimiz aylarda kaybeden güzel oyuncu, şu günlerde yeni dizisine ve çiçeği burnunda evliliğine kanalize olmuş durumda. Tuzcuoğlu, yeni dizisini ve hayata bakışını anlattı... 
 
Yeni diziniz 'Aşkın Halleri' neyi anlatıyor? 
Aşkın her halini göreceksiniz bu dizide. Farklı yapılarda iki aileyi anlattığı için aşkın çeşitli hallerini izleyeceğiz. Eğlenceli, keyifli bir iş. Benim canlandırdığım 'Mehtap' karakteri de kocasına çok aşık. 
 
Komedi dizisi yapmanın daha zor olduğu söylenir; siz buna katılıyor musunuz? 
Dizilerin 90 dakika olmasından dolayı Türkiye'de sit com yapmak çok zor. Biz platoda çekim yaptığımız için haftanın üç günü çalışıyoruz. Bu bir avantaj oluyor. Drama çeken arkadaşlar bunun sıkıntısını daha çok yaşıyorlar. Bir de komedide iyi senaristlerin olması gerekiyor çünkü Türkiye'de espri anlayışı çok değişti. Bizim eskiden güldüğümüz şeylere bugünün gençleri gülmüyor. Gençlere yönelik işlerin daha çok tuttuğunu görüyoruz. Genç kuşak kesinlikle televizyon fanatiği. 
 
Sizce espri anlayışımız neden değişti? 
En büyük etken hızla ilerleyen teknoloji. Sanal âlem, sosyal medya dediğimiz olay bence duyguları körelten ve insanların duygu alışverişini yok eden bir sistem. Arkadaşına oradan mesaj atacağına ara! Espri anlayışının değişmesine gelince... Gençler; düşündüren esprilerden hoşlanmıyorlar, sadece gülmek istiyorlar. Türkiye'de düşündüren bir komedi anlayışı yok. İnsanlar anlık olaylara gülmeyi tercih ediyorlar. Mesela 'Yalan Dünya'da da olaya değil de karakterlere gülüyoruz. 
 
Bir oyuncu olarak sektörü takip ediyor musunuz, hangi dizileri izliyorsunuz? 
Yeni başlayan her işi seyretmeye çalışıyorum çünkü sektörü takip etmek zorundayım. Ama Meral (Okay) Abla'dan dolayı da 'Muhteşem Yüzyıl'a farklı bir sempatim var. 'Yalan Dünya'yı da beğeniyorum. 
 
Yakında sinema filmi yapmayı düşünüyor musunuz? 
Teklifler hep geliyor ama ne yazık ki ya festival filmi yapacak ya da gişe filminde olacaksınız, ona da büyük sponsorlar bulunacak. Bir filmde oynamam için çok istediğim bir proje olması gerekiyor. Çünkü sinemayı para için yapamam. Sinema benim mesleğimin elması. Dolayısıyla onu da en iyi şekilde paylaşmak isterim. 
 
Sizce televizyon Türkiye'de ne kadar önemli? 
Televizyonun Türkiye'de çok etkin olduğunu düşünüyorum. RTÜK olmalı mı, olmamalı mı çok konuşuluyor. Ben televizyonda yapılan işlere biraz dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Sanatın sonsuz özgür olmasından yanayım. Sanat asla kısıtlanmamalı ama bazı dizilerin de şifreli olması gerekir. Özgürlüklerin alanıdır sanat. Sanat ancak özgürlük içinde ilerleyebilir ama bu kadar genç nüfusu olan bir ülkede bazı işler, şifrelendirme sistemiyle kontrol altına alınabilir. Başbakanımızın bu konuda hassasiyet göstereceğine inanıyorum çünkü sektör küçülmeyecek, her geçen gün büyüyecek.
 
Yakın zamanda babanızı kaybettiniz. Bu kayıp size neler yaşattı? 
İlk kez çok yakınımı kaybettim. İnsanın annesi ve babası ile çok büyük bir bağı oluyor. Tabii ki çok etkileniyorsun. Ama şöyle içim rahat; çok iyi şartlarda bakımını sağladım ve hep yanındaydım. Hep diyorlar; insan varken değerini bilmeli, yoksa gittiğinde büyük bir vicdan azabı olur. Ben bunu yaşamadım. İyi ki babamla ilgilendim. Bu noktada şanslıyım. Hayat o kadar hızlı akıp gidiyor ki; herkesin idealleri, istekleri, mutlulukları başka şeylere bağlı ki. Özü kaçırıyoruz. Öz dediğimiz şey çok basit aslında; annenin-babanın gözünün içine bakarak, öperek sevdiğini belli etmektir. Bunları kaçırıyoruz. Telefon açtıklarında "Çalışıyorum" deyip kapatıyoruz. Yaşarken helalleşmek çok önemli. En güzel bayram mesajımız da bu olmalı. 
 
Altın Portakal Film Festivali'nde Hülya Avşar'ın jüri başkanlığı yapacak olmasına ne diyorsunuz. Siz Hülya Avşar'ın yerinde olsaydınız ne yapardınız? 
Geçtiğimiz günlerde Fatih Üniversitesi'nde bir film yarışması vardı; birçok sanatçı arkadaşımla birlikte ben de jüri üyeliği yaptım. Gördüm ki bu iş çok zor. Adil olmanız ve deneyim çok önemli. Eğitim diyemem çünkü bu yolda eğitimsiz olup çok başarılı olmuş insanlar var. Hülya Avşar'a gelince... Hülya, Yeşilçam'ın son starıdır ve şahane bir stratejisttir. Strateji okulu açsa, medya konusunda çok başarılı olur. Ben Hülya'nın jüri başkanı olmasında fazla sakınca görmüyorum. Zaten festivalin adının daha çok duyulması için Hülya Avşar'ın ismi kullanılıyor orada. Hülyar'nın kültürünü, eğitimini yargılamak da kimseye düşmez.
 
Siz, aşk için neler yapabilirsiniz? 
Aşk için her şey yapılır. Ben aşkı biraz teslimiyetçilik olarak görüyorum. Teslim olma anı, süresi gibi. Bir balona binersiniz, o balona biniş anı çok heyecanlıdır. Heyecanla biniyorsun, gökyüzünde zaman duruyor. Aşkta böyle. Sonsuz teslimiyet bir tek Allah'a olmalı. Dolayısıyla teslimiyet denildiği zaman aşk; ilahi aşktır. 
 
Ne öğretti ilahi aşk size? 
İnsanın sadece kendine güvenmesi, kendine inanması, kendi ruhsal bütünlüğünü tamamlayarak bu hayatta ilerlemesi gerektiğini öğrendim. Zor dönemlerinizde tabii ki eşiniz, aileniz yanınızda olur ama yatağa yattığınız zaman siz ve ruhunuz teksiniz. Dualarınızla, sorgulamanızla bir tek Allah'la oluyorsunuz. 
 
Bayramda ne yapıyorsunuz? 
Dizinin çekimleri devam ettiği için setim var. Yani bütün bayram çalışacağım, ancak çalışma saatleri dışında da eşimle birlikte büyüklerimizi ziyaret edeceğiz.
 
Yeni evlendiniz, mutlusunuz; çocuk yapmayı düşünüyor musunuz? 
Hz. Muhammed'in bir sözü vardır; "Evlat kokusu, cennet kokusu" diye... Kadın olan herkes bu kokuyu yaşamak ister ama bu nasip meselesidir. Tabii ki evlat sahibi olmayı isterim. Kadını Allah zaten özel yaratmıştır. Bir de doğru insanla bunu yapmak lazım.
 
Bir oyuncu için hangisi daha avantajlı; komedi mi, dram mı? 
Benim için dram çünkü komedinin bir matematiği var. Komedinin karakterini çözdüğünüz zaman o formül üzerinden esprileri yapıyorsunuz ama dramda daha çok ruhunuzu veriyorsunuz. Dram beni daha çok tatmin ediyor. Yoksa oyuncu her şeyi oynamalı. Komedi oynamaktan da mutluyum çünkü Metin Akpınar gibi bir duayenle karşılıklı oynuyorum. Keza diğer oyuncu arkadaşlarım da öyle.

facebook yorumları

haber yorumları

resim yok
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız..
:-) :) :o) :c) :^) :-D :-( :-9 ;-) :-P :-p :-Þ :-b :-O :-/ :-X :-# :'( B-) 8-) :-\ ;*( :-* :] :> =] =) 8) :} :D 8D XD xD =D :( :< :[ :{ =( ;) ;] ;D :P :p =P =p :b :O 8O :/ =/ :S :# :X B) O:)
Kapat