Kamil Güler Röportajı

Filinta dizisi Foto Abdullah karakterini canlandıran Kamil Güler ile röportajımız..

Kamil Güler Röportajı
resim yok Editör paylaştı
03 Şubat 2015
Röportaj

Filinta dizisinin esrarengiz karakteri Foto Abdullah’ı canlandıran Kamil Güler. Enerjik, heyecanlı ve içten yaklaşımı sayesinde samimi bir ortam oldu. Sorularımıza verdiği samimi cevaplardan biz çok keyif aldık, sizlerin de keyifle okuyacağınızı düşünüyoruz.

 


Dizi çekimleri yorucu oluyor mu, keyif alıyor musunuz?

- E tabi ister istemez çok yorucu oluyor. “Çok keyif alıyoruz” klişesine inanmıyorum, çok yoruluyoruz. Bir insan bunu ancak seyrederken keyif alır. Biz de öyle, seyrederken çok keyif alıyoruz. Onun dışında oyunculuk işi uzun süren bir intihar, kolay iş değil yani. Biz yine geliyoruz gidiyoruz saat belli, ama ekip perişan oluyor sabahlara kadar. Onların işi daha zor.


Foto Abdullah nasıl biri?

- Kafasına göre takılan, şanslı bir karakter. Kimseye eyvallahı yok. Yukarıda fotoğrafçısı var, altta da laboratuvarı. Fotoğrafçı gibi görünen bir mucit aslında.


Mustafa’yla geçmişi nereye dayalı?

- Çok yakın arkadaşlar, aynı zamanda ikisinin de bilinmeyen yönleri var. O dönemin, devlet kurallarını hiçe sayan ve el altından devlete yardım eden biri Abdullah. Bundan dolayı zaten Kadı’ya, diğer kişilere icatlar yaparak, sorunları çözmeleri için bilgisinden yararlanma fırsatı veren, destek olan bir karakter.


Bir de bir sırrı var sanırım? Kadı Gıyaseddin ile sır konusunda konuşurlarken bu anlaşılıyordu.

- Dördüncü bölümde dört sır koruyucu aile bulundu. Haritanın tek nüshası dört parçaya bölündü, üç parça kimde belliydi o kişiler öldürüldü. Dördüncü parça mimardaydı, mimar kim? O bölüm öyle kapatıldı. Yani biz de okurken sır okuyoruz.


İzleyiciler sosyal medyada, El Şebbiha (Hayalet) diye tanıtılan “hırsızı” tekrar görmeyi çok istiyorlar. Siz de ister misiniz?

- Benim senaryoyla ilgili çok beklentim yok. Çok yorum yapılacak bir durum yok aslında bu konuda. İnsanlar diziyi seyrederken elinde o anda klavye varsa internette her şeyi yazabiliyorlar ama burada bir realite var; sistemin nasıl işleyeceğine dair bir senaryo var. İş gerçeğe dökülünce öyle yazıldığı veya okunduğu gibi olmuyor.


Foto Abdullah, fotoğrafçılığı severek mi yapıyor?

- Hayır, fotoğrafçılık onun için çok kolay bir şey. Aslında alttaki hikâyeyi perdelemek için yapıyor. Ben de diyorum ne zaman bitecek bu durum. Zaten abuk sabuk tiplerle geliyor, güreşçiler falan. Yukarıda başka bir rol var aşağıda başka bir rol… Çok garip… Mesela aşağıda böyle I.Justinyen’den başlayıp bir sürü tarihi konuları anlatıyorum, yukarda yıllardır birbirini görmeyen karı koca bana evlenmiş, onların muhabbeti… Yine yukarıda fotoğraf çekmeye devam ederken, laboratuvardaki konu iki kişi öldürülmüş ve “bununla ilgili bir şey biliyor musun?” diyen bir Mustafa var. İkiye bölünmüş vaziyetteyim. Bu ama hoşuma da gidiyor. Karakterimi perdelemeye de devam ediyor. Yukarda başka, aşağıda başka işler karakteri zenginleştiriyor.


Laboratuvarda yapmaya devam ettiğiniz bir “film kutusu” (sinema) icadınız var. Ne durumda?

- Bu adamın çoktan helikopter yapmış olması lazımdı. Kahve 1920’lerde falan girmiş, daha önceden herkes çay içiyormuş. Buhar makinesinde çalışan espresso makinesi yaptım ben evde mesela, onu kullanacağız.


Fotoğrafçı olan Abdullah aynı zamanda bir Mucit ve Filinta’yı (silahı) da yaptı? Gelişecek mi Filinta?

- Ben yaptım. Geliştirmeye devam edeceğim. Çelik yelek yaptım bu bölüm mesela. Sağ olsunlar sanat grubu. Bunlar eğlence yani. Benim adıma çalışan burada yedi kişi var, böyle icatlar yapıyorlar. (Gülüyor)


Set ortamı nasıl peki, normal hayatta da böyle bir yerim olsun diyor musunuz?

- Benim evde böyle bir yerim var zaten. İgloo çadırlar vardır Eskimoların kullandığı, ondan var. Yazın eksi 5, kışın artı 5 derece olur içi. Atölyem var. Bu yüzüğü de ben yaptım (parmağındaki yüzüğü gösteriyor). Geçmişte de bu tür icatlara merakım vardı.

 


Dizide en beğendiğiniz karakter?

- Kadı Gıyaseddin’i çok seviyorum bir de Serhat ağabeyin oynadığı Boris karakterini seviyorum. İkisi şahane! Serhat ağabeyin karakterinde oynamak isterdim. Güzel… Çok “güzel” kötü, her insanın kötü olma nedenleri vardır, evet onun da olduğu ortaya çıkıyor ama çok güzel “kötü” yani.


Senaryoyu okuduğunuzda ilk ne hissettiniz?

- Bu bir oyuncunun hayatında böyle bir rol ya bir kere gelir, ya da hayatı boyunca asla gelmez. Dedim ki oğlum ne yap ne et, bu rolü kap. Ben dört kere seçmelere gittim, sonunda da oldu. Çok istiyordum. Bu karakter tam bana göre! Oyuncaklı iş bir kere… Diyaloğu, yaptığı işler, saçı, yüzü, dükkanı her şeyi oyuncaklı. Fotoğrafçı dükkanı (laboratuvar) bu setin en iyi dükkanı.


İzleyicilerden ne tür tepki alıyorsunuz?

- Özellikle çocuklar çok sıcak bakıyorlar. Şu ana kadar kötü bir tepki almadım. Mucit diye seslenen var, Abdullah diye seslenen var. Mesela bir bölüm var saatleri hayranlıkla izlediğim, onu gören biri “Aaa saatçi abi n’aber” diyebiliyor mesela. Beni saatçi zannediyor. Ne yapsam o iş üzerinden değerlendiriliyorum. Eğlenceli iş.


Çok yoruluyor musunuz?

- En az çalışan adamlardan biri benim. Benim mekânım belli, oradan dışarı pek çıkarmıyorlar. At üstünde saatlerce çekim yapan arkadaşlar var, kimisi birbirini bombalıyor. Maceralar falan. Bende öyle bir şey yok. O konuda çok şanslıyım. Soğuklar biraz sıkıntılı oluyor çekimlerde onun dışında şıkır şıkır çalışıyoruz.

Kaynak: Diziler.com // Özel Röportaj

facebook yorumları

haber yorumları

resim yok
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız..
:-) :) :o) :c) :^) :-D :-( :-9 ;-) :-P :-p :-Þ :-b :-O :-/ :-X :-# :'( B-) 8-) :-\ ;*( :-* :] :> =] =) 8) :} :D 8D XD xD =D :( :< :[ :{ =( ;) ;] ;D :P :p =P =p :b :O 8O :/ =/ :S :# :X B) O:)
Kapat