''Karım, liderim, her şeyim benim''

''Karım, liderim, her şeyim benim''
resim yok Editör paylaştı
01 Ekim 2011

 

Bugüne kadar 11 sinema filmi, 8 televizyon dizisinde oynayan 27 yaşındaki İsmail Hacıoğlu, Star TV’nin yeni dizisi ‘Firar’la sevenlerinin karşısında. Hacıoğlu, konservatuarı yarım bırakmış alaylı oyuncu olarak çoğu şeyi setlerde ve günlük yaşamda öğrendiğini söylüyor
 
Hayatını oyunculuğa adadı, genç yaşta karşılığını da aldı. Mesleğinin başında oynadığı Ömer Kavur’un ‘Karşılaşma’ filmindeki rolüyle ‘40’ıncı Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ‘Umut Veren Genç Oyuncu Ödülü’nü kazandı.
 
27 yaşındaki Hacıoğlu, şimdiye kadar 11 sinema filmi, sekiz televizyon dizisinde oynadı. Bu yıl meslektaşı Vildan Atasever’le evlenen ve ‘Firar’ adlı yeni diziyle her hafta cuma akşamları Star TV izleyicilerinin karşısında olan Hacıoğlu’yla yazdan kalma bir günde Yıldız Parkı’ndaki Çadır Köşkü’nün bahçesinde konuştuk.
 
* İlkokul beşinci sınıfta piyeslere çıkarak oyunculuğa başlayan İsmail Hacıoğlu’nun öykündüğü birileri mi vardı?
Öykündüğüm kimse yoktu aslında. Çünkü küçüktüm. Kemal Abi’nin (Sunal) filmlerini izliyordum televizyonda. Şener Şen’in, Cüneyt Arkın’ın filmlerini severek izliyordum, ama öykündüğüm, delicesine izlediğim, sevdiğim kimse yoktu.
 
* Oyunculuktan başka bir iş yok demek ki kafanda?
Çok şükür. Evet, evet. Bu işin eğitimini alıp, yapmaya çalıştım. Başka da bir iş yapmadım, yapamam da.
 
* ‘Bana Şans Dile’ adlı filmle profesyonel oyunculuğa adım attın. O film, adı gibi sana şanslı geldi mi?
Güzel geldi valla. Yönetmen Çağan Irmak’ın da ilk filmiydi, benim de. Sonrasında Ömer Kavur’la ‘Karşılaşma’ filmi oldu. Benim için aslında milat Ömer Kavur’un ‘Karşılaşma’sıdır.
 
* Üstlendiğin rolün filmdeki ağırlığı bakımından mı?
Evet, evet. Hayatımın miladı diyebileceğim işlerden biridir ‘Karşılaşma.’
 
“Kariyer planı yapmadım”
* İsmail Hacıoğlu, bugün oyuncu olarak istediği yerde midir? Kariyer planına uygun mu gidiyor her şey?
Valla öyle bir kariyer planı yapmadım kendim için. Hayatın bana getirdiklerini değerlendirmek üzere kurdum düzenimi. O yüzden şans denen şeyin, doğru zamanda, doğru insanla, doğru yerde buluşmak olduğuna inanıyorum. Şanslı mıydım? Evet.
 
Gayet iyi de değerlendirdim karşıma çıkan şansları. Bundan sonrasını da karşıma çıkacak fırsatlar için vereceğim doğru ya da yanlış kararlar belirleyecek. Ama üç sene sonra şu filmlerde şu yönetmenlerle çalışmak istiyorum, şu işleri de yapmak istiyorum diyemem. Öyle bir sıralama yok kafamda.
 
“Senaryo yazmayı isterdim”
 
* Hep oyuncu kalmayı mı düşünüyorsun? Senaryo yazmak ya da yönetmenlik yapmak gibi heveslerin yok mu?
İleride yönetmenliğe bulaşmayı çok isterim. Çünkü insanların yaptıkları işleri izledikçe ve fazla set görmeye başladıkça ister istemez birikiyor o yanınız. Bu konuda da fikrine çok güvendiğim insanlar var. Vakti geldiğinde kapılarını çalacağım tek tek. Senaryo yazmayı çok isterdim, ama o bir yetenek ve bende yok galiba.
 
* Türkiye’de hak ettiği parayı kazanan oyunculardan birisin.
Çok şükür.
 
* Amerika’da dizi işinde altın kural şu: Oyuncu ücretlerinin toplamı, dizi maliyetinin yüzde 30’unu geçmez. Ama bizde öyle diziler var ki, bütçenin yüzde 30’u neredeyse tek başına bir başrol oyuncusuna gidiyor. Bu ücret uçurumu setlerde sorun yaşanmasına sebep olmuyor mu?
Benim çalıştığım setlerde denk gelmedi. Şu ana kadar yaptığım işlerde öyle uçuk fiyatlara çalışan, ne ustalar, ne de abiler oldu. Hepsi hak ettiğini kazanan isimlerdi. 
 
Mesela Şener Abi’ye (Şen) bir değer biçmek zor. O ne alsa az dedirten insanlarla da çalıştım, ama hiç öyle haksızlığın yaşandığı, bunların konuşulduğu bir sette çalışmadım. 
 
Mesela bir ara ücretlerde kısıntıya gidildi. O dönemde başrol oyuncusu birçok arkadaşım, teknik ekipten kesilmemesi için kendi kaşelerinden feda etti. “Teknik ekibe dokunmayın, benim bölüm paramdan kesin” diyen birçok başrol oyuncusu oldu.
 
“Kirada oturuyorum,  bir otomobilim var o kadar!”
* İyi bir yatırımcı mısın peki? Kazandığın parayı ne yaparsın?
Valla iyi bir yatırımcı olduğum söylenemez. Hâlâ kirada oturuyorum. Bir otomobilim var çok şükür. Onun dışında da isteğim toprak alabilmek, arsa alabilmek. Buralarda değil, Güney’de. Güney derken de Bodrum değil, çok kalabalık oldu. O eski Kaş tarafları belki. Güney’i, denizi seviyorum.
İstanbul’dan 3-4 ay ayağımı keseceğim bir yer olsa ne güzel olur. İlk hedef o gözüküyor şu anda.
 
* Bunca yıldır çalışıyorsun sadece bir otomobil mi alabildin?
Öyle valla... Yine de çok şükür.
 
“Dizi furyası yıllarca sürer”
* Şu anda 60 civarında dizi var ekranda. Bunların yarısı yolcu. Reytingleri düşük olduğu için kalkacak, onların yerine yenileri şans arayacak. Bu kadar çok dizi olması, insanlardaki bu dizi izleme merakı, sence iyi mi, kötü mü?
Bu kadar çok talebin olması sadece yapımcı ve yapımcıkların türemesinden kaynaklanıyor. Baktılar ki dizi sektörü oluşmaya başladı, ciddi bir pasta var orada. Herkes bu pastadan nemalanmanın, cebini doldurmanın peşinde. “Ne kadar ucuza mal edersem, o kadar kâr ederim” gözüyle bakıldığı için işlere, kalitede ortada. Ancak 3-4 kanalda belki bir elin parmağını geçmeyecek kadar az sayıda kaliteli iş izleyebiliyorsunuz. 60 civarında dizi olabilir. ‘Bir İstanbul Masalı’ zamanında da ben böyle bir rakam hatırlıyorum. Hatta 70’in üzerinde dizi oluyordu sezon başladığında. Demek insanlar memnun ki, yıllar sonra hâlâ aynı sayıda dizi var. Ama bence seyirciye zararı var. Çünkü çok fazla iş var, çok fazla alternatif var. İnsanlar neyi izleyeceğini şaşırmış vaziyette. Kafaları karışıyor. 
 
* Alternatifin olması iyi bir şey!
Ne sunulursa onu kabul ediyor Türk televizyon izleyicisi. Dolayısıyla kendi alanlarını yaratma şansları yok. O yüzden de işi verene ve yapana düşüyor iş gibi geliyor bana. İnsanlar üzerine düşen görevleri layıkıyla yerine getirdiğinde hiçbir sorun kalmaz ve bu kalitesizlikten de ufak ufak kurtuluruz.
 
* Bu dizi furyası tahminen kaç yıl daha sürer?
Sürer, ucu açık çünkü. Devalüasyon olsa bile en son etkilenecek şey eğlence sektörü. Ekonomik kriz patladığında bile ikinci, üçüncü halka da bize denk geliyor. O yüzden bu devam eder. İnsanların açlığı bitmediği, bu işi yapanların daha iyi iş yapmak gibi bir dertleri olmadığı, tek dertleri daha çok para kazanmak olduğu sürece bu iş sürer.
 
“Oyuncunun kulak eğitimi için enstrüman çok önemli”
* Oyuncu olarak kendini geliştirmek, beslemek için neler yaparsın?
Konservatuar eğitimi yarım kalmış alaylı bir oyuncu olarak, izlemek biraz bende tik haline geldi galiba. Çoğu şeyi izleyerek öğrendim, ya setlerde ya da günlük yaşamımda. İzlediklerim de çok şey öğretti bana, en az kitaplar kadar. Kitap da okumaya özen gösteriyorum işimle alakalı. İşi birebir sette, usta-çırak ilişkisinde öğrenmek daha keyifli ve öğretici geliyor bana. Onun dışında kendime çok fazla yatırım yaptığımı söyleyemem. Hâlâ yabancı dil sorunum var, halletmem gereken. Onun dışında bir enstrüman çalmaya başladım. Onu da sürekli ve düzenli yapamıyorum.
 
* Nedir o enstrüman?
Klarnet çalmak istiyorum uzun zamandır. Kendimce üflüyorum. Kulağını eğitmek için bir oyuncunun bir enstrüman çalması önemlidir.
 
“Sekiz teklif arasından ‘Firar’ı niye seçtim?”
* Yılda kaç dizi teklifi alıyorsun, bunlardan kaçının senaryosunu okuyabiliyorsun?
Bana gelen senaryoların hepsini okuyorum. Okumadığım ya da okumadan cevap verdiğim olmuyor. Sezon başında yanılmıyorsam 7-8 senaryoya baktım. Eleye eleye en son ‘Firar’ kaldı içlerinde.
 
* Senin elediğin geçmeyen o işler, dizi olarak çekiliyor mu?
Bir kısmı çekiliyor, ikisi henüz başlamadı, ama çekilecek işler. Çekilenlere de bakıyorum ve doğru bir karar vermişim diyorum.
 
* Hangi diziler onlar?
İsim vermeyeyim.
 
* Peki senede kaç film teklifi geliyor?
Maalesef çok film teklifi gelmiyor. Keşke gelse de senede 1-2 tane çekebilsek. Şu aralar bir tane var, inşallah olur.
 
* Onca proje arasından ‘Firar’ı seçmenin sebepleri neler?
Evvela Koliba Film’den bu teklifin geliyor olması içimi rahatlattı. Çünkü daha önce çalıştığım, bildiğim bir yapım şirketi. Sonra yönetmenin Cemal Şan olması. Yine daha evvel iki sinema filmi ve bir dizide çalıştığım bir yönetmen. Sonra Ahmet Yurdakul’la oğlu Ozan Yurdakul’un da yazdığı senaryoyu okuyunca üzerine Engin Şenkan da tuzu biberi oldu. O yüzden ‘Firar’ dedim.
 
* Bir film ya da dizi teklifi geldiğinde onun tutup tutmayacağına dair öngörün oluyordur mutlaka. Tutuyor mu genelde tahminlerin?
Tutmuyor. (Gülüyor) Tutturamıyorum ben. Bu olur diyorum, olmuyor. Bu olmaz diyorum, oluyor. 
 
En Sevdikleri
 
Renk-Siyah
İçecek-Su
Yemek-Bamya
Tatil yeri-Kaş
Şehir-İstanbul
Lider-Karım
Takım-Galatasaray
Yazar-Ferhan Şensoy
Film-Bir Zamanlar Amerika
Şarkı-Bir Ay Doğar İlk Akşamdan Geceden
 
10 iSMiN ÇAĞRIŞTIRDIĞI
Tarık Akan -Ustam
Şener Şen -Babacım
Kenan İmirzalıoğlu -İyi bir abimiz
Erkan Petekkaya -Daha güzel bir abimiz
Mehmet Aslantuğ -Çok saygı duyduğum bir aktör
Ozan Güven -Fırlamalar fırlaması
Ahu Türkpençe -Sen saydıkça hepsini özlediğimi fark ettim
Erdal Beşikçioğlu -10 numara adam
Ömer Faruk Sorak -Çok iyi bir yönetmen
Vildan Atasever -Karım, her şeyim

Kaynak: Milliyet

facebook yorumları

haber yorumları

resim yok
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız..
:-) :) :o) :c) :^) :-D :-( :-9 ;-) :-P :-p :-Þ :-b :-O :-/ :-X :-# :'( B-) 8-) :-\ ;*( :-* :] :> =] =) 8) :} :D 8D XD xD =D :( :< :[ :{ =( ;) ;] ;D :P :p =P =p :b :O 8O :/ =/ :S :# :X B) O:)
Kapat