Medcezir'in Orkun'u Metin Akdülger yeni projesini anlattı!

'Bensiz' isimli filmde felç geçiren bir futbolcuyu oynayan Metin Akdülger: 'Necip' karakteri insanı depresyona sokan bir roldü. Çekimler uzun sürdü; benim için çok zor zamanlardı.

Medcezir'in Orkun'u Metin Akdülger yeni projesini anlattı!
resim yok Editör paylaştı
22 Ekim 2013
Röportaj

'Bensiz' isimli filmde felç geçiren bir futbolcuyu oynayan Metin Akdülger: ''Necip karakteri insanı depresyona sokan bir roldü. Çekimler uzun sürdü; benim için çok zor zamanlardı.''

Genç oyuncu Metin Akdülger; önümüzdeki günlerde, felç geçiren bir futbolcunun hayatının beyaz perdeye aktarıldığı 'Bensiz' filmiyle adından söz ettireceğe benziyor.

 

Filmde bir futbolcuyu canlandıran Akdülger ile hayatını ve filmdeki rolünü konuştuk...

 

YARI SOSYALDİM

Oyunculuğa nasıl başladınız, anlatır mısınız?


1988 Bursa doğumluyum. Dokuz yıldır İstanbul'da yaşıyorum. Yarı sosyal, daha çok kendi dünyamda yaşayan bir çocuktum. Odama kapanır, oyuncaklarımla altı saat oynardım. Oyunculuk serüvenim; lise yıllarında başladı ama üniversitede oyunculuğu seçmedim.

 

Koç Üniversitesi'nde uluslararası ilişkiler ve siyaset okumayı tercih ettim. Bana farklı bir bakış açısı kazandıracağını düşündüm. Nitekim de öyle oldu. Üniversiteye geldiğim zaman arkadaşlarımla aramızda skeçler çekiyorduk. Okulun üçüncü sınıfıydı; Yıldız Kenter bizim okulda ders veriyordu. Ben de ondan ders alıp yarım dönem asistanlığını yaptım. Bana oyunculuk yapmam gerektiğini söyledi. Ben de okul devam ederken, bir yandan da oyunculuk kurslarına gittim. Sonra 'Kaset' adlı tiyatro oyununda ve 'Kahraman' isimli sinema filminde rol aldım.

 

İKİ AY AMATÖR FUTBOL OYNADIM

Peki 'Bensiz' isimli projeye nasıl hazırlandınız?


Bu film, hayatımın bir yılını aldı. Önce çocuğun felç geçirmeden önceki halleri için hazırlandım. Üniversitede Amerikan futbolu oynadığım için normal futbolu unutmuştum; iki ay amatör futbol takımında oynadım. Futbolcuların hayat tarzlarını, konuşmalarını, hatta yürüyüşlerini anlamaya çalıştım. Futbol sahnelerini çektik ve 40 gün ara verdik.

 

İşte, o sırada diyete girdim. Spor ve doktor kontrolü sayesinde 40 günde 17 kilo verdim. Filmde canlandırdığım 'Necip', omuriliği felci geçiriyordu; felçlileri hastanede gözlemledim. Hastanede 'Fatih' diye bir arkadaşla karşılaştık; geçirdiği trafik kazası sonucunda felçli kalmış. Onu gördükten sonra 'İyi ki bu filmde oynadım. Bu filmi sadece 'Fatih' için bile yapsam olur' dedim içimden. Sonra 'Fatih'le yaşamaya başladım. Film, 40 günün sonunda Büyükada'da çekildi.

 

ŞANS VERİLSİN, HER ROLÜ DENERİM

Peki 40 günlük diyet insanda nasıl bir psikoloji yaratıyor?


'Necip', insanı depresyona sokan bir roldü. Çekimler uzun sürdü. Benim için çok zor zamanlardı. Kısa sürede hızla kilo kaybettiğiniz zaman karakteriniz bile sarsıntıya uğruyor.[reklam]

Siz kendinizi bir oyuncu olarak nasıl tanımlıyorsunuz?


Ben bir şeyler anlatmaya çalışıyorum. Kendimi ifade etmek, kendimi keşfedip bir şeyleri ortaya çıkartmak ve sonra projenin gelişimini görmek benim için büyük haz kaynağı. Hayatımı da bunun üzerine şekillendirdim zaten. Normalde '40 günde şu kadar kilo vereceksin, hastaneye gidip gözlem yapacaksın' deseler birine, 'Niye katlanayım ki?' der. Ama bu durum, benim karşımdaki insanı anlamam için çok önemli. Mesela; 'Medcezir' dizisinde canlandırdığım karakter, kötü gibi gözükse de rolün çok derinliği var. Bu katmanı da oyuncu olarak sizin göstermeniz gerekiyor. Maddi durumu çok iyi ancak çok mutsuz bir çocuğu canlandırmak çok keyifli bir şey benim için. Rolüme kendimden çok şey katıyorum. Bu rol için büyük emek harcıyorum.

Oyunculukta kötü veya iyi karakter var mıdır?


Ben 'Kötü adamı oynuyorum' demeyi kendime yakın bulmuyorum. Sadece kendi dünyasını kurmaya çalışan, kendi güç merkezini muhafaza etmeye çalışan zavallı bir çocuğu canlandırıyorum.

Genelde dram türündeki yapımlarda rol almışsınız. Komedi teklifi gelse oynar mısınız?


Ben daha yolun çok başındayım. Eğer şans verilirse; yapabileceğim her şeyde olmayı, her şeyi denemeyi ve sınırlarımı zorlamayı çok isterim.

 

OYUNCULUĞU HOBİM SANDILAR

Türk halkı, daha çok ağlamayı mı yoksa gülmeyi mi seviyor?


Bence Türk halkı samimiyeti seviyor. Yani illa dram veya komedi olmasına gerek yok! 'Hababam Sınıfı'nın bu kadar sevilmesinin en büyük sebebi; oradaki karakterlerin naif ve samimi olması bence. Bugün bunu yakalayan işler; insanlar tarafından daha çok seviliyor.

Oyuncu olmaya karar verince aileniz nasıl tepki gösterdi?


Lisede oyunculuğun yanı sıra bas gitar çalıyor, resim yapıyordum. Ailem, o dönemde benim oyunculuğumu kaale almadı; hobi olarak kalacağını sandı. Üniversite okurken, aile şirketinde çalışacağımı düşündüler. Lisede babamın işyerinde kaynakçılık yaptım; sevmedim ve tutkumun peşinden gittim.

 

 

EYLÜL AYININ REYTİNG ŞAMPİYONLARI VE SINIFTA KALANLARI BURADA!

Kaynak: Günaydın

facebook yorumları

haber yorumları

resim yok
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız..
:-) :) :o) :c) :^) :-D :-( :-9 ;-) :-P :-p :-Þ :-b :-O :-/ :-X :-# :'( B-) 8-) :-\ ;*( :-* :] :> =] =) 8) :} :D 8D XD xD =D :( :< :[ :{ =( ;) ;] ;D :P :p =P =p :b :O 8O :/ =/ :S :# :X B) O:)
Kapat