Müge Boz Leyla ile Mecnun'u anlattı!

Müge Boz Leyla ile Mecnun'u anlattı!
resim yok Editör paylaştı
07 Kasım 2011

 

TRT ekranlarında yayınlanan 'Leyla ile Mecnun' dizisine yeni katıldı Müge Boz. Yaşıtlarından farklı biri. Yaşam biçiminden yemek kültürüne kadar kendini kişisel gelişimine adamış. Oyuncu, 'Hayatı, kendimi ve çevremi anlamaya çalışıyorum' diyor.
 
Önce kamera arkasında medyaya giriş yapan Müge Boz, oyunculuğa reklam filmleriyle başlamış. Oyunculuk dersleri derken dizilerde oyunculuk yapmaya gelmiş sıra. 'Şüphe' ve 'Karakol' dizilerinin ardından şimdi de absürd komedi türündeki Leyla ile Mecnun'un kadrosuna Şirin karakteriyle girdi. Projeye kolay uyum sağladığını söylüyor. Zaten arkadaşları da 'Sen tam bu diziye uygunsun' diyormuş. Müge Boz bu durumu 'Ben de biraz absürd olabilirim' diye açıklıyor.
 
- Oyunculuk öncesinden başlayalım mı, neler yapıyordunuz?
Sinema televizyon mezunuyum, yan dal olarak halkla ilişkiler okudum. Yurtdışında reklamcılık ve dijital fotoğrafçılık üzerine eğitim aldım. Sonra bu branşların her birinde çeşitli iş tecrübelerim oldu. En son styling ve fotoğraf asistanlığı yapıyordum. Sonra reklamlarda oynamaya başladım. Oyunculuk dersleri aldım. Derken kamera arkasından önüne doğru yumuşak bir geçiş yaptım. Bir anda pat diye olmadı yani oyunculuğa başlamam.
 
- Oyuncu olmak hayalin miydi, yoksa denemek mi istedin?
İlla oyuncu olacağım deyip de şartları zorlamadım. Akışına bıraktım. Yelken yapar gibi rüzgar nereden estiyse oraya gittim. Kendimi kasmadım.
 
- Her zaman rüzgarın akışına mı bırakırsın kendini? 
Tabii ki belli bir çerçevem var, bir sonsuzluk içinde de kaybolmuyorum. Ama hiçbir şeyi çok fazla zorlamak istemiyorum. Olmuyorsa elde etmeye çalışmak, zorla peşinden gidip illa da olacağım ve bunun için de her şeyi yaparım, ölürüm gibi bir düşüncem olmadı. Bu olmazsa başkası olur.
 
İDDİALI OLMAK İÇİN SAVAŞMAK GEREKMİYOR
 
- Senin bu söylediklerini gençlerden çok fazla duymuyorum... 
İddialı olmak için savaşmak gerekmiyor. Daha yumuşak geçişler olmalı. Beni yoracak, zarar verecek keskin şeyler olsun istemiyorum. Olmasını istediğin her neyse sen ne yaparsan yap olmuyor zaten. Bazen de düzen tıkır tıkır işliyor ve her şey olması gerektiği gibi akıyor. Bir yerden sonra sen bile müdahale edemiyorsun.
 
- Hintli filozof Osho'yu okuduğunu duydum, başka neler yapıyorsun kendini eğitmek için? 
Meditasyon yapıyorum. Hayatı anlamaya çalışıyorum ve bunu hem ruhsal boyutuyla hem de bilimsel açıdan araştırıyorum. Tamamıyla kendimi, çevremi, olayları anlamaya çalışıyorum. Bazı şeyleri anladıkça da daha az etkileniyorsun olanlardan. Mesela 'Niye olmadı' diyerek karalar bağlama durumu ortadan kalkıyor. Biraz daha pozitif olmaya başlıyorsun. Empati kurabiliyorsun.
 
- Bunları yapmaya başladıktan sonra hayatında neler değişti?
Beden ve ruh sağlığının birbiriyle bağlantılı olduğunu gördüm. Diyetin aslında sadece kilo vermek için olmadığını, enerjimizi korumak için yararlı olduğunu ve yediklerimizin hücrelerimizi etkilediğini öğrendim. Beslenmeyle ilgili de araştırmaya başladım. Yemek pişirirken deneysel şeyler de yapıyorum. Beyaz ekmek yemediğimi görenler 'Kilon müsait niye yemiyorsun ki' diyor. Halbuki ben kilo için değil, çok da sağlıklı olmadığı için tercih etmiyorum.
 
- Hayatı anlamaya çalışıyorum dedin ya, bu yaşına kadar neler anladın hayattan?
Gerçekten başımıza gelen her şeyin sorumlusu biziz, bunu anladım önce. Büyüklerimiz hep 'Zamanla olur' derdi. Zaman dedikleri ne demekmiş onu anlıyorsun. Zamanı boş geçirmemeyi öğrendim. Beden sağlığının ruh sağlığını ne kadar etkilediğini öğrendim.
 
HABERLER ŞAHSIMA YÖNELİK DEĞİL
 
- Bundan sonra yoluna oyuncu olarak mı devam etmeyi düşünüyorsun?
Şu anda başka bir düşüncem yok.
 
- Ailen ne diyor oyuncu olmana? 
Ailem hiçbir zaman kendi isteklerini bana ve kardeşime diretmedi. Seçeneklere göre artıları ya da eksileri söylerler. Her şey konuşulur, tartışılır sonunda da 'Artık buradan sonra bizim yapabileceğimiz bir şey yok sen seçeceksin, senin hayatın' derler. İlkokuldan beri böyle yetiştirildim. Bu işle birlikte beraberinde neler olabileceğini konuştuk. Bu benim seçimim, onlar da bana saygı duyuyor ve destek oluyorlar. 
 
- Arkadaşların seni bu diziye çok uygun buluyormuş, neden ki?
Belki ben de biraz absürd olabilirim. Bana çok normal gelen davranışlarım insanlara garip gelebiliyor. Yemek yapmayı çok seviyorum ve araştırıyorum. Her sebzenin kendine göre kimyasal bir reaksiyon yaratma durumu var. Turşu yaparken neden limon değil de, sirke konuyor? Bir şey köpürüyor, tuz atınca daha geç kaynıyor gibi... Çok hakim olmasam da biraz biliyorum. Geçen gün çorba yaparken sebzelerin bir kısmını çiğ atmışım blender'ın içine. Lahana da gaz çıkardığı için blender'ın kapağını fırlattı ve bir anda pat diye şiddetli bir ses çıktı. Ben de tam o esnada 'Aa, demek ki sebzeleri çiğ koyunca böyle bir kimyasal reaksiyon oluştu, hımm öyle yapmamalıyım' deyince arkadaşlarım da sesin şiddetinden korkmuş bir şekilde 'Bu olayı nasıl böyle rahat karşılayabiliyorsun' deyip benim halime şaşırmışlardı.
 
- O zaman projeye kolay uyum sağlamışsındır...
Benim için çok iyi oldu çünkü her zaman oynayacağım karakterle ilgili bir fikrim vardır. Sürekli düşünürüm. 'Bu lafı demese de böyle mi dese, şu kıyafeti giyse daha mı iyi olur' gibi fikirlerim olur. Bu anlamda projeye çok kolay adapte oldum. Bu projedeki her karakter gerçekten yaşayan karakterler. Bu sette fikirlerini fazlasıyla uygulama ortamı var.
 
Sonsuzluk içinde kaybolmuyorum
Hiçbir şeyi çok fazla zorlamak istemiyorum. olmuyorsa zorla peşinden koşmuyorum. her zaman 'bu olmazsa başkası olur' diye düşünüyorum
 
Medya kendi dilini kullanıyor, sorun yok
 
- Basında çıkan haberleri kafana takar mısın? 'Şüphe' dizisinde striptiz yaptığın sahneden çok bahsedilmişti mesela...
Bu bir roldü. Medyanın kullandığı bir dil var ve bu kitlesel bir iletişim aracı. İnsanların ilk bakışta dikkatini çekecek birtakım şeyler var ve medya da oraya yöneliyor. Bunlar olmazsa olmaz şeyler. İletişim okuduğum için de bunu şahsıma yapılmış bir şey olarak algılamıyorum. Bu bir dil, iletişim kodlaması.
 
- Oyunculuktan sonra nasıl bir hayatın hayalini kuruyorsun? Şan, şöhret, lüks arabalar...
Açıkçası şu projede yer alayım, hayatım bundan sonra böyle olsun gibi düşüncelerden ziyade yaşam koşullarımla ilgili neleri değiştirebilirim, orman içinde yaşayabileceğim bir hayatım olabilir mi, diyorum. Şan, şöhret başkaları tarafından sana veriliyor, senin yaptığın bir şey değil.

Kaynak: gecce.com

facebook yorumları

haber yorumları

resim yok
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız..
:-) :) :o) :c) :^) :-D :-( :-9 ;-) :-P :-p :-Þ :-b :-O :-/ :-X :-# :'( B-) 8-) :-\ ;*( :-* :] :> =] =) 8) :} :D 8D XD xD =D :( :< :[ :{ =( ;) ;] ;D :P :p =P =p :b :O 8O :/ =/ :S :# :X B) O:)
Kapat