Tipik Türk kızı olmak suç mu

Tipik Türk kızı olmak suç mu
resim yok Editör paylaştı
11 Kasım 2011

 

3,5 yıl boyunca “Küçük Kadınlar” dizisinde canlandırdığı Yeliz rolüyle seyirci karşısına çıkan Fulya Zenginer, artık “Tövbeler Tövbesi”nin Fidan’ı...
 
Güzel yüzüyle geniş bir hayran kitlesi edinen, trafikte bile evlenme teklifi alan genç oyuncu, fiziğini beğenmeyenlere “Tipik Türk kızı olmak suç mu?” diye soruyor.
 
Bakırköy Lisesi’nden mezunmuşsunuz, eğitiminize devam ediyor musunuz?
- Evet, Haliç Üniversitesi İşletme Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünde okuyorum. 
 
Neden oyunculuk eğitimi almak yerine bu bölümü tercih ettiniz?
- Başka bir artı olsun, ekstra bir şeyler öğreneyim istedim. İyi de oldu, güzel bir bölüm. Geçmişte Aytekin Özen’den tiyatro eğitimi almıştım. Yine devam etmek istiyorum ama şu an setlerde eğitim aldığımı düşünüyorum, görerek öğrenmek istiyorum. Oyunculuk bence duygu keşfi, bu yüzden belli tekniklere bağlı kalıp bir şeylerin üzerime yapışmasını istemiyorum.
 
Bir dönem sunuculuk yapmışsınız, oyunculuğa geçişiniz nasıl oldu?
- Aslında sunuculuk yapmadım. Cine5’te yayınlanan bir programda sadece bir bölüm konuk sunucu oldum. Cine5’te çalışanlar bile orada sunuculuk yaptığımı zannediyormuş! Oyunculuk ise hayalimdi. Bu konuda hem çok uğraş verdim hem de şansım yaver gitti.
 
GECE BİLE SETTE OLMAYI SEVİYORUM
 
Biz sizi “Küçük Kadınlar” dizisiyle tanıdık, öncesinde neler yaptınız?
- Ailem öncelikle liseyi bitirmemi istediği için oyunculuğa 17 yaşında başladım. “İki Aile” dizisinde ve “Doktorlar”ın iki bölümünde rol aldım. 
 
Dizilerle başladınız, bundan sonra farklı işler yapmak istemiyor musunuz?
- Aslında bir sinema filminde oynamayı çok istiyorum. Bir de bu sene çok güzel bir tiyatro oyunu teklifi geldi ama kafamı sadece oraya vermem gerekiyordu, kendimi hazır hissetmedim. Dizilerde oynamayı seviyorum. O kargaşayı, gece saat 02.00’de sette olmayı dahi seviyorum. Her gün bu işi yaptığım için şükrediyorum. Kayıt için “3, 2, 1” diye sayılırken, “İyi ki buradayım” diyorum.
 
Küçük Kadınlar” dizisiyle çıkış yaptınız. O işin uzun soluklu olması sizi nasıl etkiledi?
- Kariyerimdeki en yüksek basamak “Küçük Kadınlar”dı. O diziye başlamamın da ilginç bir hikâyesi var; “İki Aile”de oynayacağım gün annem kalp krizi geçirmişti, yoğun bakımdaydı. Saat 02.00’de sete gitmem gerekiyordu. 01.00’de annem beni görmek istemiş, yanına çağırdı “O sete gideceksin” dedi. Ben de gittim, şen şakrak bir kızı oynadım, çekimler bitince de birden ağlamaya başladım. “Küçük Kadınlar” için görüşmeye gideceğim dönemde de annem hastanedeydi, ben de yanında kalıyordum. Onu bırakmak istemediğimden görüşmeye gidemeyeceğimi söyledim. Annem yine “Gideceksin” dedi. Açıkçası hiç umudum yoktu seçileceğimden ama annem iki sefer de beni ikna etti, ikisi de güzel sonuçlandı. Annemin sözünden çıkmıyorum artık.
 
TRAFİKTE EVLENME TEKLİFİ ALDIM
 
Güzelliğiniz çok konuşuluyor ama özellikle internetteki sözlüklerde sizin için “tipik Türk kızı” yorumunu yapmışlar. “Tipik Türk kızı” olmak hakkında siz ne düşünüyorsunuz?
- (Gülüyor) Evet, kilomla ilgili yorum yapmışlar... Tipik Türk kızı olmak suç mu? Evet, belli bir fiziki yapımız var ama bunu neden sevmeyi öğrenemiyorlar bilmiyorum.
 
“Ben bu kızla evlenirim” diyenler de var. Hiç sokakta evlilik teklifi aldığınız oldu mu?
- Trafikte aldım bir kere. İstanbul trafiği malum, yandaki arabadan biri “Evlen benimle” demişti. Utandım tabii... Yolda genelde ablalar, teyzeler çevirip öpüyor.
 
Oyunculukta sınırlarınız var mı?
- Yapmayacaklarımı biliyorum. 
 
Öpüşmez misiniz mesela?
- Bu soruyu iki sene önce sorsanız, cevabım “Hayır” olurdu ama artık farklı düşünüyorum. Çünkü artık bu işin ne olduğunu çözdüğümü hissediyorum. Senaryonun neye hizmet ettiği önemli. “Bu senaryo doğru bir amaca hizmet ediyor” dersem, öyle bir sınır koymam. Ben hep işimle gündeme gelmek istiyorum. 
Onun dışında bir barınak açmayı ve kitap yazmayı planlıyorum, bunlarla konuşulayım istiyorum.
 
Neden barınak açmak istiyorsunuz? 
- Hayvanlara yardımcı olmak istiyorum. Benim de iki köpeğim var. Pet shop’lara çok karşıyım, iki köpeğimi de pet shop’larda görünce o küçük kafeslerde kalmalarını istemedim. Satılacaklarsa daha iyi koşullarda satılabilir hayvanlar. Kurmak istediğim barınakta da sokakta yardıma muhtaç durumda olanları toplamak istiyorum. 
 
Nasıl bir kitap yazmayı planlıyorsunuz peki?
- Yıllardır sonunu getiremediğim bir hikâyem var. Bir gün bitirirsem ve herkesin okumasını istersem, çıkarırım. “Kitap yazdı” densin diye yazmıyorum bu kitabı. Zaten çocukluğumdan beri hikâyeler yazarım.
 
ÖFKEMİ EĞİTTİM
 
Bir süredir “Tövbeler Tövbesi”nde rol alıyorsunuz. Canlandırdığınız Fidan karakterini diziyi izlemeyenlere nasıl anlatırsınız?
- Fidan, ütopik olmayan, gerçek bir karakter. İnsanları kırmak istemiyor. Fidan’ın bazı yönleri bana benziyor; benim önceki sinirli halime. Ben de bir anda patlar, dünya başıma yıkıldı zannederdim ama şimdi öfkemi eğittim.
 
SUYUN ALTINDA RENKLER BİR BAŞKA
 
Dalış eğitimi alıyormuşsunuz...
- Tatile gitmeyi çok seven biri değilim ama bir yandan da kafamı boşaltmam gerekiyor. Yüzmeyi çok seviyorum, beş ay önce bir tanıdığımın tavsiyesi üzerine dalış yapmaya başladım. Şimdi de dalış hocası olmak istiyorum.
 
Neden?
- Çünkü benim hocamla aramda inanılmaz bir bağ var. Bir başkasıyla da benim aramda öyle bir bağ oluşmasını istiyorum. Suyun altı çok farklı bir dünya. Orada renkler başka, duygular başka...
 
Nerelerde daldınız şimdiye kadar?
- İlk kez Saros Körfezi’nde, sonra da Ayvalık’ta daldım.

facebook yorumları

haber yorumları

resim yok
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız..
:-) :) :o) :c) :^) :-D :-( :-9 ;-) :-P :-p :-Þ :-b :-O :-/ :-X :-# :'( B-) 8-) :-\ ;*( :-* :] :> =] =) 8) :} :D 8D XD xD =D :( :< :[ :{ =( ;) ;] ;D :P :p =P =p :b :O 8O :/ =/ :S :# :X B) O:)
Kapat