‘Türk ailesine demokrasi getirdik’

‘Türk ailesine demokrasi getirdik’
resim yok Editör paylaştı
05 Şubat 2012

 

Çocuklar Duymasın” ekibi geçen günlerde 10’uncu yıl kutlaması yaptı. Dizinin yaratıcısı Birol Güven: “Meltem Haluk’u aldatsa ya da karakterlerden biri ölümcül hastalığa yakalansa reyting yükselir ama yapmayacağım”
Günlük konuşma dilimize “Taş fırın erkeği” ve “Light erkek” gibi tanımları sokan, bir dönem milli maçlardan bile fazla reyting alan “Çocuklar Duymasın” dizisinin ilk bölümü 2001’in sonlarında yayımlanmıştı. Ekip, geçtiğimiz hafta gecikmiş bir 10’uncu yıl kutlaması yaptı.
Dizinin senaristi ve yapımcısı Birol Güven dizinin kaldırıldığı, başrol oyuncuları Pınar Altuğ ve Tamer Karadağlı’nın özel hayatlarıyla gündeme geldikleri ‘karışık’ dönem için “O zamanlar Twitter olsaydı dizi yayından kalkmazdı, kendimizi özgürce ifade edebilirdik ama ne yazık ki manşet terörüne kurban gittik” diyor.
Güven ile ofisinde bir araya geldik. Şu sıralar TRT’de yayımlanmaya başlayan “Seksenler” isimli yeni dizisi için deli gibi çalışıyor. Uykusuz, yorgun ama çok mutlu: “Türk televizyonunun sakin limanı biziz. Çünkü neredeyse Brezilya’yı geçtik. Diziler aşk, entrika ve skandal dolu. Oysa seyirci, ‘Çocuklar Duymasın’ gibi gerçek hikayelere de ihtiyacı duyuyor”.
 
* “Çocuklar Duymasın” ekrana hiç ara vermeseydi bu yıl onuncu senesini kutluyor olacaktı. Sizce o karışık dönem yaşanmasaydı dizi bu kadar süre devam eder miydi?
 
Edebilirdi çünkü “Çocuklar Duymasın” hayatın kendisini anlatan, gündelik yaşamın televizyondaki temsilcisi olan bir proje. Bu açıdan çok sıra dışı. “Perihan Abla” ya da “Bizimkiler” de gördüğümüz gibi basit ve “normal” insanların başlarından geçen olayların anlatıldığı bir dünyası var. Set neredeyse bir mutfak ve bir salondan ibaret olmasına rağmen 40 reyting aldığı günler oldu. Çünkü insanlar ekranda kendilerine ait bir hikaye görmek istedikleri zaman bizim dizimizi izliyorlardı.
 
‘Dışarıda sert bir reyting fırtınası var, biz sakin limanız’
 
* O döneme dönelim. Pınar Altuğ ve Tamer Karadağlı özel hayatlarında yaşadıkları olaylarla gündeme geldiler ve bu, dizinin imajını epey sarstı. Bir süre sonra da ekrana veda ettiniz. Bugün geriye dönüp baktığınızda kriz yönetiminde başarılı olduğunuzu düşünüyor musunuz?
 
Hiçbir şey sizin bildiğiniz gibi değildi. Bizim o dönem yaşadığımız en büyük sorun kendimizi ifade edememek oldu. ATV’den Star TV’ye geçmiştik ve bir anda Star’a TMSF el koydu. Tam bu sırada Tamer’in olayı çıktı. Resmen sahipsiz kaldık, bir medya grubunun kanalında olsaydık o grubun gazeteleriyle konuşabilir ve doğru açıklamalar yapabilirdik.
 
* Doğru ve gerçek bilgilerin yayımlanması için illâ aynı gruba ait olmak gerekmiyor ki. Güvendiğiniz bir gazeteciye açıklama yapabilirdiniz.
 
Ben iki olayı da gazetelerden öğrendim. Yani “En Son Babalar Duyar” gibi en son ben duydum ama ağzımdan yanlış başlıklar atıldı. Mesela bir gazeteci arayıp Tamer’in (Karadağlı) olayını anlattı. Ben de ilk kez ondan duyuyorum. Dedim ki “Bir dur, ben bir Tamer ile konuşayım. Bilip bilmeden cevap verip ona zarar vermek istemem.” Atılan başlık ne? “Erkek olunca olunca sahip çıktı!” Şimdi böyle bir ortamda güvenden bahsetmek epey zor. Ayrıca ben Tamer’in tarafını tutmadım, kaldı ki olay ortaya çıktıktan hemen sonra diziden ayrıldı. Yani bir bölüm bile çekmedik. Pınar’ın (Altuğ) ayrılışı da ikimizin ortak kararıydı. Ben onu işten çıkarmadım, birlikte böyle olmasının daha doğru olduğunu düşündük. Aramızda hiçbir küslük yaşanmadı. Bu arada bunu ilk kez söylüyorum: Benim o döneme dair en büyük kırgınlığım Aktüel dergisinedir. Ben o zaman orada köşe yazarıydım. Krizler üst üste patlayınca Pınar ve Tamer ile yaşananları birebir köşemde anlatmak istedim. İzin vermediler, yazarlığıma da son verdiler. Resmen engellendim. Kısacası hatırlamak istemediğim bir dönem, 20 cephede savaş verdim.
 
* Yedi yıl aradan sonra diziyi yeniden yayımlamak riskli değil miydi? ‘Ya bu defa tutmazsa’ demediniz mi?
 
Çocuklar Duymasın” büyük bir marka. Bundan 50 yıl sonra Türk televizyon tarihi yazılırsa bu projeye önemli yer verilecek. Ben de buna güvendim. Bir de günümüzde televizyon sadece melodram üzerine kurulu ve bence modası da geçmek üzere. Bizim senaryomuzsa hiç değişmedi. Trendlere ayak uydurmadık, uydurmayacağız da.
Ben Türk aile yapısını derinden etkilediğimizi düşünüyorum.
 
* Mesela hangi açılardan etkilemişsinizdir?
 
Türk aile yapısına karı-koca, baba-çocuk arasına eşitlik ve demokrasi getirdik. Dizide baba ile oğlu saatlerce tartışabiliyor, karı ile koca bir konuda fikirlerini karşılıklı söylüyorlar. Yani o bildiğimiz “höt höt baba” figürü silindi. Haluk, Türk erkekleri üzerinde etkili bir karakter. Mesela bir gün Taksim’de bir adam “Bu diziyi üç ay önce çekmeye başlasaydın boşanmazdım” dedi. Demek ki dizidekine benzer bir olay yüzünden evliliği bitmiş.
 
* Dizi çarşamba günü yayımlanıyor karşısında “Muhteşem Yüzyıl” ve “Kuzey Güney”gibi iddialı yapımlar var. Reyting açısından mutlu musunuz?
 
Çocuklar Duymasın” reyting üstü bir dizi. Reyting sonuçlarına göre değerlendirilebilecek bir yapım değil, çok daha büyük bir değer. Mesela televizyon ödüllerinin hiçbirine de katılmıyoruz. Kendimizi o yarışın içerisinde görmüyoruz. Ben bizi sakin bir limana benzetiyorum. Dışarıda sert bir fırtına var. Reyting savaşları oluyor. Biz ise bir balıkçı barınağı gibi huzurlu ve sakiniz. İllâ izleneceğiz diye bir derdimiz yok. Yoksa ben de reyting almasını bilirim. Meltem Haluk’u aldatsa ya da karakterlerden biri ölümcül bir hastalığa yakalansa ne olur? Ama yapmayacağım.
 
Burcu Esmersoy’lu bölümler iki hafta içinde başlıyor”
 
Burcu (Esmersoy) beğendiğim ve birlikte çalışmak istediğim bir isimdi. Başka bir dizide oynadığı için sezon başı olmamıştı. Şimdi başlıyoruz. İki hafta sonra Burcu’lu bölümleri izlemeye başlayacaksınız. Canlandıracağı karakterden çok bahsetmeyelim, sürpriz olsun. Meltem’in 10 yıldır yurtdışında yaşayan kuzeni olacak ve tabii ki
Haluk ile pek anlaşamayan, onunla çatışmaya giren, bol bol kızdıran bir tip.
 
“Adliyede tabure üzerinde senaryo yazdığım oldu”
 
* Şirketiniz Mint olarak hep benzer projelere imza atıyorsunuz. İzleyiciyi şaşırtmaya niyetiniz yok gibi..
 
Hiç yok! Biraz iddialı olacak ama bence biz Türkiye’nin Walt Disney’iyiz. Onların işlerine de bakın; şiddet, cinsellik gibi rahatsız temalar olmaz. Kısacası Mint izleyi şaşırtmayacak ancak Birol Güven şaşırmak isteyebilir. Farklı hayalleri var, zamanı yok diyebiliriz.
 
* Nasıl hayaller bunlar?
 
Sinema olabilir. Farklı filmler yapabilirim ama bunun için her şeye ara vermem gerekiyor. Bir dönem işi gücü bırakıp evde film izlemeyi ve kitap okumayı da denedim ama olmadı. Anladım ki koşuşturma olmadan yaratamıyorum. Yazarken de böyleyimdir. Kalabalık ortamlarda yazarım. “Çocuklar Duymasın”ın en iyi reyting aldığı dönemde kutlama gecesi düzenlenmişti. Oyuncular, kanal yöneticileri herkes var. Müzik, dans..Ben bir kenarda senaryo yazdım. TMSF’nin hacizleriyle uğraştığım dönemde adliyede tabure üzerinde senaryo yazdığım zamanlar da oldu.
 
“Radyocu olmak olmak için gittiğim ajanstan senarist olarak çıktım”
 
* Senaryo yazmaya da tesadüfen başlamışsınız...
 
Her şey tesadüfen oldu evet. Bir dönem İngilizce öğretmenliği, sonra da turist rehberliği yaptım. Girdiği ortamlarda komik bulunan biriydim, hani espri yapan ve insanları güldürenlerden. Eşim ve arkadaşlarım ‘Radyo programı yapsana’ diyorlardı. Tanıdıklar aracılığıyla Man Ajans’a gittim. Yavuz Turgul’un işi çoktu, beni başından savmak için Gani Müjde’nin yanına yolladı. Gani de Yavuz bey getirdi diye beni bir şey sandı ve pat diye asistanı yaptı. O güne kadar hiç yazmamışım, senaryo nedir, sinopsis nedir bilmiyorum. Başladım öyle. Yavuz Turgul farkında olmadan kariyerimi değiştirdi, ajansa radyocu olacağım diye gittim senarist olarak çıktım.
 
Seksenler’de Çağan Irmak’ın etkisi büyük”
 
Seksenler dizisini yaptım çünkü sanırım artık yaşlandım ve geçmiş günleri çok özlüyorum. Baktım ki bendeki geçmiş özlemi birçok insanda da var, yalnız değilim. Çağan Irmak’ın da etkisi büyük tabii. O filmleri, kullandığı müzikler falan hep bizi tetikledi. Dizimiz 1980’li yılları anlatıyor ama bildiğimiz dönem dizilerinden de değil. Yani
12 Eylül tabii ki var ama çatışmalar, işkenceler, ölümler yok. Yine hayata komik ve olağan tarafından bakıyoruz. O dönemde yaşayan normal bir ailenin başından neler geçmiş onu görüyoruz.”

Kaynak: Milliyet

facebook yorumları

haber yorumları

resim yok
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız..
:-) :) :o) :c) :^) :-D :-( :-9 ;-) :-P :-p :-Þ :-b :-O :-/ :-X :-# :'( B-) 8-) :-\ ;*( :-* :] :> =] =) 8) :} :D 8D XD xD =D :( :< :[ :{ =( ;) ;] ;D :P :p =P =p :b :O 8O :/ =/ :S :# :X B) O:)
Kapat