'Köfte Dudak' 'Uçurtma', derken...

'Köfte Dudak' 'Uçurtma', derken...
resim yok Editör paylaştı
28 Nisan 2012

 

Umutsuz Ev Kadınları’nın Yasemin’i Songül Öden, Ortadoğu’da pek çok Hollywood yıldızından daha fazla seviliyor. Bu sevgi onu şımartmıyor ama çok mutlu ediyor! Öden’in gündeminde şimdilerde dizi ve tiyatronun yanında bir de BM için üstlendiği iyi niyet elçiliği rolü var. ‘InStyle’ dergisinin mayıs sayısına kapak olan aktris, sırlarını paylaşıyor
“insanın söyleyecek şeyleri olmalı”
 
 
 
* ‘Umutsuz Ev Kadınları’nın sihri neden kaynaklanıyor? Çekimler nasıl geçiyor?
İşe başlarken dizinin orijinalini izlememiştim. Ama sonra birkaç bölüme baktım. Çok güzel! Tabii Amerikan kültürüne uygun bir tarzı var. Bizde anlatılan, Türk kültürünün ev hanımları. Bazen gülmekten çekim yapamıyoruz! Yaş ortalaması yakın, genç ve eğlenceli bir ekibiz. Karakterler de eğlenceli olunca, çekimler keyifli geçiyor.
 
* Yurt dışında ‘Gümüş’ün yansımaları devam ediyor... Ortadoğu’ya yaptığınız ziyaretler ne durumda? 
Tüm Arap ülkelerinde gösterildi ‘Gümüş’. Kıvanç da (Tatlıtuğ) ben de, davet edildiğimiz tüm Arap ülkelerine gittik. Neredeyse hepsine... Geçen hafta Umman’daydık. Kıvanç ve bana Onur Ödülü verdiler. Üçüncü ödül de Susan Sarandon’a gitti. Sarandon UNICEF’in onur elçisi, ben de BM Türkiye Ofisi’nin kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda yüzü ve sesiyim. 
 
* Arap ülkelerinde gittiğiniz zaman neler yaşıyorsunuz? 
Çok sıcakkanlılar. Benim için unutulmaz anlardan biri; ABD’de yaşayan Lübnanlı bir kızdan annemin anneler gününü kutlamak için gelen paketti. O kadar değerli ki benim için... Ünlü olma durumuna itibar veren biri değilim ama bu sevgi çok özel.
 
“Kafamı boşaltmak için açık oturum izlerim” 
 
* Keşanlı Ali Destanı nasıl gidiyor? 
25 oyun oynamışız, 30 bin izleyici gelmiş. Önümüzdeki günlerde yoğun bir Avrupa turnesi bekliyor bizi. ‘Tiyatro tüm dallardan daha üstün’ gibi fikirlerim yok. Küçük yaşta girdim konservatuara. Hem değer yargılarımın, hem de sanatsal yargılarımın oluştuğu arena tiyatro olduğu için önemli buluyorum. Ama televizyonu da geri tutmuyorum, günümüzün en güçlü aracı. Çok büyük bir buluşma noktası. Dolayısıyla doğru kullanılması lazım. 
 
* Siz neler izliyorsunuz?
‘Keşanlı Ali Destanı’nın ilk bölümünü izlemiş, beğenmiştim. Belçim’i de (Erdoğan) çok sevdiğim için merak etmiştim. Kıvanç arkadaşım olduğu için ‘Kuzey Güney’i izliyorum arada. Kostümlerini beğendiğim için ‘Muhteşem Yüzyıl’a bakıyorum. Gülmeyin ama çocukluğumdan beri kafamı boşaltmak için açık oturum izlerim. Başka fikirleri dinlemek beni sinirlendirmiyor, iyi geliyor.
 
* Arap kızları sizi örnek alıyor, posterleriniz odalarını süslüyor. Siz küçükken odanızda kimin posterleri asılıydı? 
Dört ablamla aynı odayı paylaştığım için duvarlara istediğim posterleri asamadım. Ablalarımdan biri James Dean hayranıydı. Duvarlar onun posterleriyle kaplıydı. Ama elimde olsa Pavarotti’nin posterlerini asardım. Çok sıra dışı değil mi? Onunla evlenmek istiyordum. Bayılıyordum.
 
“Sevdiklerimle çok uğraşırım” 
* Arkadaşlarınız size nasıl hitap ederdi? 
Çok zayıf olduğum için, “Uçurtma” derlerdi. Ablalarım da, “Köfte dudak” derdi, üzülürdüm. Unutmadığıma göre bozuluyormuşum! Sanırım artık insanlara isim takan benim. Sevdiklerimle çok uğraşırım. 
 
* Oyunculuk dışında hangi yeteneğiniz ön plana çıkar? 
Öyküler yazıyorum. Yemek yapma konusunda fena değilimdir. Ayrıca derli topluyumdur. 
 
* Ya oyuncu olmasaydınız... 
Daha çok yazardım belki. Yine kendimi ifade etmek için uğraşıyor olurdum. Bununla ilgili bir takıntım var. İnsanın söyleyecek şeyleri olmalı. Sadece yatalım, kalkalım, yaşayalım, çalışalım değil, başka şeyler de olmalı. Sanat da bu başka şeyleri söyleyebilmek için çok iyi bir arena. Dünyayı güzelleştirici, geliştirici, müthiş bir paylaşım alanı.
 
“Çorap takıntım var”
 
 
* Moda sizin için önemli midir? 
Marka bilmem. Düzgün, temiz giyinmeyi severim. Elim genelde spor şeylere gider. Jean severim, üzerine ceket giyerim. Setlerde yorulduğum için konforlu kıyafetleri tercih ederim. Bu konuda Serra Kefeli’den yardım alıyorum. Önemli gecelerdeki elbiselerim Kefeli’nin.
 
* Renklerle aranız nasıl? 
Bu konuda da muhafazakârım. Neyse ki oyuncuyum da setlerde renkli giyme şansım oluyor. Bu işi yapmasaydım kahveler, lacivertler, siyahlarla geçen bir hayatım olurdu.
 
* Gardırobunuzdaki olmazsa olmaz üç parçayı sayar mısınız? 
Blue jean, ceket, çoraplarım. İnanılmaz bir çorap takıntım var. Eskiden mücevher de sevmezdim, son zamanlarda sever oldum. Yüzük takmazdım, takıyorum. Bir de şapka... Bizde çok şapka takılmıyor, dikkat çekmeyeceğimi bilsem ne şapkalar takacağım. Sanırım dikkat çekmeyi sevmiyorum! Tabii günlük hayatımda...
 
“Hiç rujum yok”
 
* Saçlarınızın rengi hep aynı. Çok mu tutucusunuz bu konuda?
Evet. Kahverenginin tonlarına doğru geçiş yapıyorum kimi zaman. 
 
* Makyaja ihtiyaç duymayacak kadar belirgin göz ve dudaklarınız var. Sizce hangisi ön planda olmalı? 
Bir ara gözlerimi boyamayı seviyordum. Ama beni makyajsız da gözlerimin güzel göründüğüne inandırdılar. Rimel sürmeyi hâlâ severim. Dudağımı boyamam. Hiç rujum yoktur. Nemlendirici ve parlatıcı tercih ederim.
 
* Benlerinizi seviyor musunuz? 
Küçükken benlerimin varlığını hiç düşünmedim, dudaklarım daha büyük takıntıydı. Köfte dudak meselesi içime oturmuştu. Ta ki büyüyüp dudaklarıma iltifatlar almaya başlayıncaya kadar... Şimdi ben de seviyorum ve onları karakteristik buluyorum.
 

Kaynak: Milliyet

facebook yorumları

haber yorumları

resim yok
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız..
:-) :) :o) :c) :^) :-D :-( :-9 ;-) :-P :-p :-Þ :-b :-O :-/ :-X :-# :'( B-) 8-) :-\ ;*( :-* :] :> =] =) 8) :} :D 8D XD xD =D :( :< :[ :{ =( ;) ;] ;D :P :p =P =p :b :O 8O :/ =/ :S :# :X B) O:)
Kapat