“Valide Sultan’ın dekoltesine karışmadım”

“Valide Sultan’ın dekoltesine karışmadım”
resim yok Editör paylaştı
13 Mayıs 2012

 

Cem Yılmaz’ın “Türkiye’nin Benjamin Button’ı” dediği, 1959’un Türkiye güzeli, Yılmaz Güney’in büyük aşkı, “Aşk-ı Memnu” dizisinin Firdevs hanımı, “Muhteşem Yüzyıl”ın Valide Sultan’ı, ‘yaşsız kadınlar’ denilince akla ilk gelen isimlerden Nebahat Çehre’yle buluşmak üzere House Otel Bosphorus’a doğru yola çıkıyorum.
Çehre’yle Secret Age markasının yüzü olması vesilesiyle bir araya geliyoruz. Gözüm, kulağım olabildiğince açık vaziyette karşısına geçiyorum. Ne kadar güzellik sırrı, gençlik formülü, bakım reçetesi, giyim-kuşam tavsiyesi varsa öğrenip kamuoyuna duyurmak niyetim. Ancak röportaj biterken biraz şaşkınım çünkü elimde ne özel yağlardan, bitkilerden bir formül ne de pahalı kozmetik ürünlerinin bir listesi var. Formda bir vücudun, gergin cildin, parlak saçların reçetesi Nebahat hanımda yok belki ama onun güzelliğinin sırrı da reçetelere yazılır cinsten değil zaten.
* Size pek çok kozmetik markasından teklif geliyordur. Onların içinden neden Secret Age’i kabul ettiniz?
 
İlk defa böyle bir büyük reklama tamam dedim. Bir markanın yüzü olmak mesuliyet gerektiriyor. O yüzden markaya inanmak lazım. Bu markanın ürünlerini bir ay kadar kullandım. İlk sürdüğümde biraz irite oldum çünkü çok geriyor. Sabunla yıkarsınız ve bırakırsınız ya, öyle... Üzerine makyaj yaptım. Ne zaman ki yıkadım yüzümü, o anda bir krem çıktı. Çok memnun kaldım.
 
“Bu parayla taş bebek değil de tül jüpon alsam olur mu?”
 
* 15 yaşında Türkiye güzeli seçildiniz...
 
Evet, maalesef. Hiç kimseye tavsiye etmem.
 
* Neden?
 
Çünkü 15 yaşında daha neyin ne olduğunu bilmiyordum. Vücut ölçülerim çok uygundu ama yüzüm daha gelişmemişti, hatlar çıkmamıştı. Daha toparlak bir surat, kemikler oturmamış... Ve bir de bilgisizlik... Çocuksunuz 15 yaşında. Yurtdışına yarışmaya gideceğiz, yaşım küçük diye pasaport vermediler. Yıl ‘60. Valinin özel imzasıyla üç gün sonra gidebildim. Davetli olduğum için döviz alma mecburiyetim yok ama yine de yanımda biraz para olması lazım. Cebimde bir lira mı, 50 kuruş mu, öyle bir para vardı. O zaman genç kızlar öyle yaşıyordu. Orada “Ödenek vereceğiz” dedikleri zaman “Ne alabilirim bununla?” dedim. “Ne istiyorsun?” dediler. “Taş bebek” dedim (gülüyor). Bir Türk hanımla beni alışverişe gönderdiler. Jüpon çıkmıştı o dönemde, tül jüponlar. Onu gördüm. Döndüm dedim ki; “Taş bebek almasam da jüpon alsam olur mu?”. Birden kadınlaştım. “Tabii” dediler. En azından lise mezunu olduktan sonra katılmak gerekiyor böyle yarışmalara.
 
* O dönemki güzellik anlayışıyla şimdiki arasında nasıl farklar var?
 
O zamanlar daha çok balıketiydi kadınlar. Beller ince, göğüsler büyük, yuvarlak kadın tipi vardı, Sophia Loren gibi. Sonra düzleşti, daha zayıf olmaya başladı. Twiggy çıkmıştı, çok ince bir mankendi. Herkes çok şaşırmıştı o ilk çıktığında. Şimdiki gençlerde zayıf olan da var toplu olan da... Ben çok zayıflığı sevmiyorum, çok kiloyu da tabii... Boyuna göre olmalı. Benim şimdi bir kilo vermem lazım mesela. 55’i, 56’yı aşmamaya çalışıyorum.
 
* Çok sık tartıya çıkar mısınız?
 
Tartıya da çıkıp bakıyorum ama daha çok hissediyorum. Hissettiğim anda tartıya çıkıyorum “Aa bir kilo almışım” diyorum, daha fazla yüklemeden indirmeye çalışıyorum.
 
“Dokuz yaşındaki çocuk ‘Dizinin en akıllı kadını sizsiniz, o yüzden size hayranım’ diyor”
 
* Hiçbir zaman ‘güzel ve seksi’ olarak anılmaktan hoşlanmadınız bildiğim kadarıyla...
 
Evet. Bana sorarsan değilim de... O kadar güzeller var ki... Ama ben boş güzeli, “Ay kaşı, gözü ne kadar güzel” denilen ama konuşunca kaybeden, duruşu olmayan, imajı olmayan insanı güzel kabul etmem. Onu tarzınla birleştirince, içine içtenliği, zarafeti katınca güzel olunuyor. Bunlar varsa kaşı, gözü dikkat çekecek kadar güzel olmasa da öyle bir güzel olunur ki “Güzel işte...” dersin.
 
* Kendinizi bu tanıma göre güzel buluyor musunuz?
 
Bilmiyorum, duruşumu beğendiklerini söylüyorlar. Ben de kendi duruşumu beğeniyorum.
 
* İnternette sizin için “45 yıl önceki halinden daha güzel”, “Tanrının başyapıtı” gibi yorumlar gördüm. Birebir nasıl tepkiler alıyorsunuz?
 
Tanrının başyapıtı mı? Aa, inanmıyorum. Kim dediyse teşekkür ederim. Ben internet kullanmıyorum, evdeki yardımcım söylüyor gelen tepkileri ama bunu ilk defa duyuyorum.
 
* Şimdiye kadar aldığınız en büyük iltifat neydi?
 
Beni özel hissettiren her iltifat çok önemli. “Sana hayranım” diyen 9 yaşındaki çocuğa diyorum ki “Sen bana nasıl hayran olabilirsin?” Oynadığım karakterler sivri karakterler çünkü. “Dizinin en akıllı kadını sizsiniz de ondan” diyor. İnanılmaz bir şey bu.
 
* Özel formülleriniz, reçeteleriniz var mı?
 
Yok, çok bakımsızımdır. Akışına bırakmış durumdayım. Bakım mutlaka olmalı aslında. Ben yapmıyorsam kendimi affetmiyorum ama zaman ayıramıyorum. Cildime hiç dokundurtmadım şimdiye kadar. Ama bakıma ihtiyacı var artık.
 
* Ne yapılması gerekiyor?
 
Hayata güzel bakmanın da getirdiği çok şey var ama bir cildiyeciye gidersiniz en azından. Bir temizlik yaparsınız, şımartırsınız kendinizi...
 
* Hiç mi bakım yapmıyorsunuz?
 
Yok yapmıyorum (gülüyor). Gözaltlarımda bu sene küçük yağ bezeleri oluştu. Cildiyeci arıyorum.
 
* Özel bir diyet, spor falan?
 
Diyet yapmaya korkuyorum açıkçası, çok zayıflarım diye. Spora gidiyordum ama faranjitim var. Salonlardaki havalandırma dokunuyor. Pasif jimnastik, yürüyüş mutlaka yapmam lazım. Çalışmadığım dönemde biraz yapacağım.
 
* Saçınızı, makyajınızı kolay kolay başkalarına emanet etmezmişsiniz...
 
Biraz Yeşilçam geleneğidir bu, saçımı, makyajımı hep kendim yapıyorum. Bu diziye kadar da kimseye elletmedim.
 
“Tekrar estetik yaptıramıyorum, sağlığım müsaade etmiyor”
 
* Giyim tarzınız da çok beğeniliyor...
 
Benim için kendimi içinde rahat hissetmem ve kendime yakıştırmam önemli. Dev bir modacı değişik bir şey çıkarmış ama bana yakışmıyor. Onu alıp giymem. Sırf marka olduğu için bir çanta almam. İnsanların marka merakları kötü. Bir de birbirlerinde gördükleri şeyi alıyorlar. Bu bana ters geliyor.
 
* Estetik meselesine nasıl bakıyorsunuz?
 
Bir kere yüzümü gerdirmiştim, şimdi yaptıramıyorum, sağlığım müsaade etmiyor. Cildim tutmuyor. “En geç iki seneye yine düşer, uğraşmayın” dediler.
 
* Bu hali rahatsız mı ediyor?
 
Bu birebir sizi de beni de rahatsız etmiyor belki ama çekimlerde nedense çok kötü çıkıyor. Bir de mahsus ışığı öyle veriyorlar, annedir, yaşlıdır falan diye sanırım. Sağlığım müsaade etse, çehremde büyük bir değişiklik yapmayacak şekilde, gerekirse estetik yaptırırım. Ama çok gerdirenler ya da çok şişirenler hata yapıyor. En ufak çizgiye tahammülleri yok, dolgu yaptıyorlar. Bu sefer de yüzde hiç hat kalmıyor. Aynı makineden çıkmış insanlar...
Ben kırışıklığa razıyım.
 
 
 
Nebahat Çehre oynuyor diye Valide Sultan bu kadar uzun yaşadı”
 
* “Haziran Gecesi”nde Kumru, “Aşk-ı Memnu”da Firdevs, “Muhteşem Yüzyıl”da Valide Sultan... Hepsi çok tarz sahibi kadınlar. Onları o hale siz mi getiriyorsunuz?
 
Kumru normal bir işkadını idi. Ben onu öyle bir hale soktum ki hepsinin önüne geçti. Ama aldığım bütün paraları giyimime vermiştim. Bu pantolonlar falan oradan kalma. Firdevs hanımda da oynamalar yaptım. Her zaman oynadığım rolleri farklı bir yere getirdim.
 
* Valide Sultan’ı çıkartmak zor oldu mu?
 
Çok araştırırım ve gözlemciyimdir. Orada bir duruş var. O tacı takıp o hakimiyet hissiyle durduğunuzda “Nebahat Çehre yerine Valide’yi burada kim oynayabilirdi ki?” dedirtmek önemli.
 
* Hürrem’i oynayan Meryem Uzerli’yi beğeniyor musunuz?
 
Çok beğeniyorum. Role tam oturdu.
 
* Siz oynamak ister miydiniz?
 
İstemezdim çünkü o yaşta değilim (gülüyor).
 
* Valide Sultan’ın kostümlerinin dekoltesinin fazla olduğu söylendi...
 
Başından beri görselliğe önem verdik. Bu kıyafetlere de yansıdı. Osmanlı’ya bakarsanız neredeyse hepsi yabancı gelin. O giyim kültürünü getirmişlerdir. Normalde kostümlerime çok karışırım ama bu tarihi bir dizi olduğu için çok fazla
oynamadım.
 
* Diziden ayrılıyorsunuz galiba. Çekimleriniz bitti mi?
 
Bir bölüm daha var.
 
* Neden ayrılıyorsunuz?
 
Bu tarihi bir dizi, Valide’nin ayrılma vakti geldi. Aslında daha önce ayrılması lazımdı ama Nebahat Çehre oynuyor diye bu sezona kadar getirdiler.
 
* Devam etmek ister miydiniz?
 
Hayır. Bitmesi gerekiyorsa bitmeli. Biz en büyük reytingde “Aşk-ı Memnu”yu bıraktık. Setimiz çok güzel. Herkes dayanışma içinde. O ortamdan ayrıldığım için üzülüyorum sadece.
 
* Yeni projeleriniz belli mi?
 
Sekiz senedir durmaksızın çalışıyorum. Gelen senaryolar var ama üç-dört ay
dinlenmek istiyorum.
 
“Biraz tutucuyum ama bahtım çok açıktır“
 
* Allah çirkin bahtı versin denir ya siz güzelliğin bedelini ödemek zorunda kaldınız mı?
 
Beynini iyi kullanıyorsan, beynin de iyi çalışıyorsa güzelliğin getirisi olur, götürüsü olmaz. Çocukluğumdan beri kendi ayakları üstünde duran biriyim. Biraz da tutucuyum. Ama bahtım çok açıktır. Güzel evliliklerle, sevgilerle kurulmuş bir hayatım var. Uzun senelerdir kimseyle beraber değilim. Ne zamandır yemek bile yemedim bir erkekle. Çünkü bana o elektriği veren bir insana rastlamadım.

Kaynak: Milliyet

facebook yorumları

haber yorumları

resim yok
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız..
:-) :) :o) :c) :^) :-D :-( :-9 ;-) :-P :-p :-Þ :-b :-O :-/ :-X :-# :'( B-) 8-) :-\ ;*( :-* :] :> =] =) 8) :} :D 8D XD xD =D :( :< :[ :{ =( ;) ;] ;D :P :p =P =p :b :O 8O :/ =/ :S :# :X B) O:)
Kapat