“Ramazan Mete’nin sabrına şapka çıkartmak lazım…”
“Gönül Dağı’nın kendine ait bir dünyası, izleyiciyle kurduğu çok özel bir bağı var. Yıllardır evlerine misafiri olmuş bir hikâyeye dâhil olmak benim için büyük bir onurdu…”
“Ben sevginin insanı değiştirmekten çok, onun en güzel halini ortaya çıkardığına inanıyorum. Bakalım ikisi bunu başarabilecek mi, hep birlikte göreceğiz…”
“Bu kadar deneyimli isimlerle aynı sette olmak benim için büyük bir şans. Bazen bir sahnede onları izlemek başlı başına bir okul oluyor… Üstelik setimizde sıcacık bir dayanışma var. Hem rahat hem de gelişmeye açık bir ortamda çalışmak büyük bir nimet…”

“Umut veren, gençlere ilham olan böyle bir hikâyede yer almak beni ayrıca gururlandırıyor…”
O bir kaymakam kızı… Babasının yıllar önce de görev yaptığı Gedelli’ye tayiniyle bu bozkır kasabasına yeniden geliyor… Üniversiteyi bitirdikten sonra kariyer yapıp hayallerini gerçekleştirmek istiyor. Buradan gitme planları yaparken, kendisine çocukluktan beri âşık olan Ramazan Mete aklını karıştırıyor… Onun, yüreğinin sesini mi dinleyeceğini yoksa mantığıyla mı hareket edeceğini önümüzdeki bölümlerde izleyeceğiz. TRT 1’in sevilen dizisi Gönül Dağı’nda Selin karakteriyle büyük beğeni toplayan Özge Bilici ile Gönül Dağı’nı ve özel yaşamıyla ilgili merak edilenleri konuştuk.
-Gönül Dağı’nda Kaymakamın kızı Selin karakterini canlandırıyorsunuz. Babasının görevi nedeniyle daha önce de yaşadığı Gedelli’ye tekrar gelen Selin nasıl bir genç kız? Size bu rol teklif edildiğinde neler hissettiniz anlatabilir misiniz?
-Selin dışarıdan bakıldığında mesafeli, ne istediğini bilen, kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan bir genç kız. Ama onu tanıdıkça o güçlü duruşun ardında hassas, duygusal ve sevilmeye ihtiyaç duyan bir yüreği olduğunu fark ediyorsunuz. Üniversiteyi bitirmiş, mesleğini yapmak ve hayatını kendi kararlarıyla kurmak istiyor. Gedelli’ye dönüş onun için biraz geçmişle, biraz da kendisiyle yüzleşmek demek. Başlangıçta burada kalmayı düşünmüyor. Ama hayat bazen insanı hiç planlamadığı bir yerde, hiç beklemediği insanlarla bambaşka bir yolculuğa çıkarıyor.
Rolü ilk duyduğumda çok heyecanlandım. Gönül Dağı‘nın kendine ait bir dünyası, izleyiciyle kurduğu çok özel bir bağı var. Yıllardır evlerine misafiri olmuş bir hikâyeye dâhil olmak benim için büyük bir onurdu. Selin’i okuduğumda ise onunla hemen bir bağ kurdum. Güçlü görünmeye çalışırken içinde taşıdığı çelişkiler beni çok etkiledi. Şimdi dönüp baktığımda iyi ki yollarımız kesişmiş diyorum, çünkü Selin’le birlikte ben de çok şey öğreniyorum.

-Selin, kendisine çocukluktan itibaren âşık olan Ramazan Mete’nin ilgisine önceleri çok tepki gösterirken son izlediğimiz bölümlerde o da bu arkadaşlığa sıcak bakmaya başladı. Ramazan Mete, çocukluk aşkına kavuşabilecek desek doğru bir tespitte mi bulunmuş oluruz?
-Ramazan Mete’nin sabrına şapka çıkarmak lazım. Selin duygularını kolay belli eden biri değil. Başta sert tepkiler verse de zamanla Mete’nin samimiyetini, sevgisinin ne kadar gerçek olduğunu görmeye başlıyor. Hiçbir karşılık beklemeden, olduğu gibi sevilmek Selin’i etkiliyor. Ama Selin gururlu ve inatçı bir kız, itirafı hemen beklemeyelim. Yine de Mete’nin Selin’in kalbinde küçük de olsa bir yer edinmeye başladığını söyleyebilirim.
-Selin üniversite mezunu ve memurluk sınavına hazırlanıyor. İlçe Kaymakamının kızı. Ailesinin kıymetli prensesi… Ramazan Mete ise küçük yaşlardan itibaren anne baba sevgisinden uzak kalmış, hayatla dalga geçen, dedelerinin ısrarına rağmen sürekli geç kalarak üniversite sınavlarını kaçıran bir genç. Selin, bütün bu olumsuz özellikleriyle Ramazan Mete’yi ailesine kabul ettirebilecek mi? Selin-Ramazan Mete arkadaşlığı bu gencin olumlu yönde kabuk değiştirmesine de yol açabilir mi? Bu konudaki tahminlerinizi alabilir miyiz?
-Selin ile Mete birbirlerine öğretecek çok şeye sahip. Çok farklı dünyalarda büyümüş olsalar da birbirlerinin eksik kalan yanlarını tamamlayabilirler. Mete’nin umursamaz tavrının ardında sevgiye ve anlaşılmaya hasret bir genç var. Selin’in hayatına girmesi onun geleceğine daha ciddi bakmasını sağlayabilir. Selin de Mete sayesinde hayatın her zaman planlandığı gibi akmak zorunda olmadığını öğrenebilir. Ailesini ikna etmek Selin için hiç kolay olmayacak. Ama ben sevginin insanı değiştirmekten çok, onun en güzel halini ortaya çıkardığına inanıyorum. Bakalım ikisi bunu başarabilecek mi, hep birlikte göreceğiz…

-Gönül Dağı’nın 7. Sezonunda birçok genç ve yetenekli oyuncu diziye katıldı. Dizinin ilk bölümünden itibaren devam eden usta bir oyuncu kadrosu da var. Çekimlerde usta sanatçılar genç ekibe tavsiyelerde bulunuyorlar mı? Dizide rol alırken kendinizi bu usta kadronun deneyimleriyle geliştirme şansı buluyor musunuz?
-Kesinlikle. Bu kadar deneyimli isimlerle aynı sette olmak benim için büyük bir şans. Oyunculuk, insanın hep öğrenci kaldığı bir meslek. Usta oyuncularımızdan yalnızca tavsiyeler almıyoruz. Sahneye yaklaşımlarından, disiplinlerinden, karakterlerine kattıkları derinlikten de ders çıkarıyoruz. Bazen bir sahnede onları izlemek başlı başına bir okul oluyor. Üstelik setimizde sıcacık bir dayanışma var. Hem rahat hem de gelişmeye açık bir ortamda çalışmak büyük bir nimet.
-Gönül Dağı, hayallerinin peşinden koşan gençlerin ilham aldıkları, girişimcilik, yaratıcılık, icatlar yapma konusunda onları motive eden ve rehberlik yapan bir dizi. Siz bu açıdan değerlendirdiğinizde neler söyleyebilirsiniz?
-Gönül Dağı’nın en güzel yanlarından biri, hayal kurmanın ve o hayallerin peşinden gitmenin ne kadar değerli olduğunu hatırlatması. İmkânsız görünen şeylerin bile azim, emek ve dayanışmayla mümkün olabileceğini gösteriyor. Gençlere de nerede yaşarlarsa yaşasınlar büyük hayaller kurabileceklerini fısıldıyor. Ben de insanın kendine inanmasının ve pes etmemesinin her şeyin başı olduğunu düşünüyorum. Umut veren, gençlere ilham olan böyle bir hikâyede yer almak beni ayrıca gururlandırıyor.

-Oyunculuk çocukluk hayallerinizden miydi? Sanatın diğer dallarında başarılı olduğunuz alan var mı? Sizce insanın sevdiği işi yapması mutluluğun kaynaklarından biri midir?
-Evet, oyunculuk çocukluğumdan beri en büyük hayalimdi. Ailemin de benim için kurduğu hayaller vardı. Onların emeğine saygı duyarak önce istedikleri bölümü bitirdim, ardından kendi hayalimin peşine düştüm. Bu yol bana sabrı, emeği ve vazgeçmemeyi öğretti. Oyunculuğun yanında modellik de hayatımda önemli bir yer tutuyor. İkisi de kendimi farklı biçimlerde ifade edebildiğim alanlar. Sevdiğiniz işi yapmak mutluluğun en büyük kaynaklarından biri, çünkü yorulsanız bile yorgunluğun içinde ayrı bir huzur buluyorsunuz.
-Bozkırda küçük bir kasabada yaşanan insan hikâyelerinin anlatıldığı dizide, unutulmaya yüz tutmuş geleneklerimiz, göreneklerimiz, adetlerimiz de yer alıyor. Siz Anadolu’nun bu renkli kültürüne yakın mıydınız? Kız istemeler, nişanlar, düğünler, ramazan eğlenceleri, bayram şenlikleri… Gönül Dağı bütün bu özel günlerin tadını çıkarttırıyor izleyicilere. Sizin bu konudaki görüşlerinizi alabilir miyiz?
-Anadolu kültürüne ve geleneklerimize hep yakın hissettim. Bu toprakların en güzel yanı, insanların birbirine bağlılığı, samimiyeti ve özel günlerde bir araya gelmenin verdiği sıcaklık. Gönül Dağı bu duyguyu çok güzel yansıtıyor. Kız istemeler, düğünler, bayramlar yalnızca birer gelenek değil, bizi birbirimize bağlayan ortak değerler. Günlük koşuşturmada unuttuğumuz bu güzellikleri dizi sayesinde yeniden hatırlıyoruz. Bu kültürü genç nesillere tanıtmak ve yaşatmak da ayrıca çok anlamlı.

-Günümüzde sosyal medya özellikle gençlerin sürekli takip ettiği, çok uzun saatler geçirdiği bir mecra. Siz de sosyal medyayı yakından takip ediyor musunuz? Yorumlara cevaplar veriyor musunuz? Sosyal medyada zaman zaman yapılan haksız eleştirilere tepki veriyor musunuz?
-Sosyal medyayı takip ediyorum ama hayatımın merkezine yerleştirmemeye özen gösteriyorum. İzleyicilerin yorumlarını okumak, Selin’le ilgili düşüncelerini görmek beni çok mutlu ediyor. Vakit buldukça cevap vermeye çalışıyorum. Yapıcı eleştiri insanı geliştirir. Haksız ve kırıcı yorumlarla karşılaştığımda ise anlık tepki vermek yerine sakin kalmayı seçiyorum. Herkesin düşüncesine saygım var ama sosyal medyanın da anlayışın ve saygının unutulmadığı bir alan olması gerektiğine inanıyorum.
-Mesleğinizde ulaşmak istediğiniz en büyük hedef nedir? Uluslararası bir projede yer almak ister misiniz?
-En büyük hedefim, kendimi durmadan geliştirerek birbirinden farklı, güçlü ve izleyicinin hafızasında iz bırakan karakterlere hayat vermek. Tek bir kalıba sığmadan her projede kendimin başka bir yüzünü keşfetmek istiyorum. Uluslararası projeler de en büyük hayallerimden biri. Farklı kültürlerden insanlarla çalışmak, farklı hikâyelerin parçası olmak beni çok heyecanlandırıyor. Hayallerime sınır çizmemeye çalışıyorum, çünkü insan gerçekten istediği bir şey için emek verdiğinde hayalleri onu beklemediği kadar güzel yerlere götürebiliyor.

-Bugünkü Özge Bilici, oyunculuk hayali kuran Özge’ye bir cümle söyleyebilseydi ne derdi?
-Hayallerine ulaşman zaman alacak, bazen yolun başka duraklardan geçecek. Ama sakın vazgeçme. Bir gün dönüp baktığında, gösterdiğin sabrın ve verdiğin emeğin karşılığını fazlasıyla aldığını göreceksin.
-Sivrihisar’da çekim dışında kalan zamanlarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz? Hobileriniz var mı? Çekim olmadığında bir gününüz nasıl geçer?
-Çekimden artan zamanlarda çoğunlukla dinleniyorum. Sivrihisar’ın tarihi dokusu, eski evleri ve kendine has havası beni çok etkiliyor, bu yüzden sokaklarında yürümeyi çok seviyorum. Doğa Parkı’nda geçirdiğim saatler de bana çok iyi geliyor. En sevdiğim hobilerden biri resim. Akrilik ve yağlı boyayla çalışıyor, daha çok reprodüksiyon yapmayı seviyorum. Bu aralar geleneksel Türk çini motiflerini tuvale aktardığım bir çalışmanın başındayım. Resim benim için hem dinlenmenin hem de kendimi ifade etmenin en güzel yollarından biri.

-Günümüzde oyuncu olmak isteyen birçok genç var. Bir dönem onlara çeşitli yarışmalarla şans veren yarışmalar vardı. Ancak onlar da bitti. Siz oyuncu yetiştiren üniversitelerde eğitim almamış ancak bu sektöre girmek isteyen gençlere ne tavsiyelerde bulunursunuz?
-Önemli olan nereden başladığınız değil, kendinizi geliştirmek için ne kadar emek verdiğiniz. Oyunculuk durmadan öğrenmeyi gerektiren bir meslek. Eğitimlere ve atölyelere katılmalarını öneririm ama gittikleri yerin kendilerine gerçekten bir şey katıp katmadığını objektif biçimde değerlendirmelerini de isterim. Bugün oyunculuk adı altında pek çok kurs görüyoruz. Bazıları gerçekten öğretmeye odaklanırken bazıları maalesef bu işi yalnızca ticari bir alana çevirebiliyor. Bu yüzden doğru yeri seçmek çok önemli.
Bu yolda iyi bir hocayla karşılaşmak da büyük şans. Doğru bir rehber, insanın kendi potansiyelini fark etmesini sağlıyor ve yolunu yıllarca kısaltabiliyor. Bunun yanında çok okumalarını, izlemelerini, hayatı dikkatle gözlemlemelerini öneririm. Sabır da şart. Her şey istediğimiz hızda ilerlemeyebilir ama bu hayallerimizden vazgeçmemiz gerektiği anlamına gelmez. En büyük tavsiyem, kendilerine inanmaları, eleştiriye açık olmaları ve öğrenmekten asla vazgeçmemeleri.

Gönül Dağı’nın 24 Ekim 2026 Cumartesi akşamı saat 20.00’de TRT 1’de…










