Yedinci sezonuna genç ve yetenekli yıldızlarla daha da zenginleşen güçlü oyuncu kadrosuyla giren Gönül Dağı, her hafta TRT 1 ekranlarında ailelerin buluşma noktası olmaya devam ediyor.
Yeni sezonda Gönül Dağı ailesine katılan genç, yetenekli ve güzel yıldızlardan biri de Esila Umut… Gedelli’de amca oğullarının kurduğu TVR Havacılık’ı kendi yöntemleriyle devralan hırslı Mahir Bey’in şirket CEO’su kızı Zehra’yı başarıyla canlandıran Esila Umut’la hem Gönül Dağı’nı hem de özel yaşamıyla ilgili bilinmeyenleri anlattı.
Gönül Dağı ailesine katıldığınızda neler hissettiniz? Böyle köklü ve geniş bir izleyici kitlesine sahip dizinin parçası olmak sizin için nasıl bir deneyim?
-İlk duyduğumda hem çok heyecanlandım hem de tatlı bir sorumluluk hissettim. Çünkü Gönül Dağı yıllardır insanların hayatında olan, çok güçlü bir izleyici bağı kurmuş bir iş. Böyle bir ailenin parçası olmak benim için çok özel. Bir de uzun yıllardır devam eden bir hikâyeye sonradan dâhil olduğunuz için hem karakteri doğru yere oturtmak hem de o dünyaya uyum sağlamak açısından güzel bir heyecanı var.
-Zehra karakterini ilk okuduğunuzda sizi hangi yönleri etkiledi? Kendinizle bu karakter arasında benzerlikler var mı?
-Zehra’nın güçlü ve kendini kanıtlama isteği beni çok etkiledi. Hayatta kendi ayakları üzerinde durmak, istediği şey için mücadele etmek ve kolay pes etmemek gibi özellikleri var. Benim de kendimde gördüğüm tarafları bunlar. Tabii Zehra’nın yaşadığı şeyler ve verdiği tepkiler bana ait değil ama onun mücadeleci tarafını kendime yakın hissediyorum.
Zehra’yı, Esila Umut’a üç kelimeyle anlattıracak olsak, hangi üç kelimeyi seçersiniz?
-Güçlü, hırslı ve duygusal derdim. İlk ikisi daha dışarıdan görünen tarafı ama Zehra’nın içinde çok daha duygusal bir dünya var.
Zehra’nın size hiç benzemeyen, hatta sizi şaşırtan özellikleri var mı? Günümüz gençliğini baz aldığınızda Zehra’nın onlardan farklı yönleri neler olurdu?
-Zehra’nın bazı konularda bu kadar net ve gözü kara olması beni şaşırtıyor. Ben bazı şeylerde daha fazla düşünüp tartabilen biriyim. Zehra ise istediği bir şey varsa onun peşinden gitmekten çekinmiyor. Bence onu günümüz gençlerinden ayıran en önemli taraflarından biri de bu. Biraz daha kendi dünyasında, kendi hedeflerine odaklı ve kendini ispat etme duygusu çok güçlü.
Gönül Dağı, Anadolu’da çekilen ve buranın sıcak ve samimi atmosferini ekrana yansıtan bir dizi. Bu atmosfer, çekimler sırasında oyunculara da geçiyor mu? Büyükşehirlerin dışında çekilen dizilerde ekip bir aile gibi oluyor. Siz bu aileye kolay uyum sağlayabildiniz mi?
-Buradaki atmosferin setteki iletişime de çok büyük bir etkisi olduğunu düşünüyorum. Ben bu aileye yedinci sezonda katıldım ve açıkçası ilk başta yıllardır birlikte çalışan bir ekibin arasına girmenin nasıl olacağını merak ediyordum. Ama düşündüğümden çok daha kolay adapte oldum. Herkes çok sıcak karşıladı. Tabii onların yıllardır birbirleriyle olan bağını sonradan yakalamaya çalışıyorsunuz ama zamanla siz de o düzenin bir parçası oluyorsunuz. Şimdilerde ise sete geldiğimde gerçekten kendimi ait hissediyorum.
Setteki sanatçılardan daha önce birlikte rol aldığınız kişiler var mı?
-Hayır, daha önce birlikte çalıştığım bir isim yoktu. Bu yüzden benim için tamamen yeni bir ekip ve yeni bir ortam oldu. Ama bu da güzel bir deneyim çünkü herkesle sıfırdan bir bağ kuruyorsunuz.
İstanbul’dan uzak bir sette yaşamak günlük hayatınızı nasıl etkiledi? Sivrihisar’ı nasıl buldunuz?
-Ben daha önce Sivrihisar’a gelmemiştim. İstanbul’un yoğunluğundan sonra buradaki hayatın daha sakin olması ilk başta farklı geldi. İşin atmosferine çok yakıştığını düşünüyorum. Gönül Dağı’nın dünyasını sadece sette değil, bulunduğunuz yerde de hissediyorsunuz.
Zehra, gelecek bölümlerde bir gönül ilişkisi yaşayacak mı? Bozkırda güzel ve unutulmaz bir aşk hikayesine tanıklık edecek miyiz?
-Bunu tabii ki ben de izleyiciyle birlikte göreceğim. Zehra’nın hayatında öncelikle kendini gerçekleştirme ve kendi ayakları üzerinde durma isteği çok güçlü. Ama gönül bu, nerede ne zaman karşınıza çıkacağı belli olmuyor. O yüzden izleyicinin merakını gidermek yerine onları biraz bekletmek daha güzel diyelim.
Gönül Dağı’nın izleyicisi karakterleri çok sahipleniyor. Siz sosyal medyada Zehra ile ilgili gelen yorumları takip ediyor musunuz?
-Evet, mümkün olduğunca takip ediyorum. Özellikle insanların Zehra’yı nasıl gördüğünü, hangi sahnelerde ne hissettiğini okumak benim için çok değerli. Çünkü bir karakteri siz oynarken başka bir dünyanız oluyor, izleyicinin gözünden bakınca bambaşka bir şey görebiliyorsunuz. Güzel yorumlar da tabii ki insanı çok mutlu ediyor. Eleştirileri de mümkün olduğunca dikkate almaya çalışıyorum.
Kariyerinizde oynamayı özellikle istediğiniz bir karakter var mı? “Bir gün mutlaka bunu oynamalıyım” dediğiniz bir rol?
-Tek bir karakter söylemek zor. Ben oyunculukta kendimi şaşırtabileceğim roller oynamak istiyorum. Özellikle ilk bakışta benimle hiç örtüşmeyen, fiziksel veya duygusal olarak beni dönüştürecek bir karakter çok isterim. Bir karakteri oynarken “Esila burada yok” hissini yaşamak benim için çok heyecan verici.
Komedi, dram, aksiyon, psikolojik gerilim… Kendinizi hangi türde daha çok göstermek istiyorsunuz?
-Hepsinin bende ayrı bir heyecanı var. Ama özellikle dram ve psikolojik olarak daha derin karakterleri oynamayı çok isterim. Bir karakterin iç dünyasını araştırmak, onun davranışlarının altında ne olduğunu bulmaya çalışmak oyunculuk açısından beni çok besliyor. Aksiyon da kesinlikle deneyimlemek istediğim bir alan.
Gönül Dağı çekilirken sizi en çok zorlayan şey ne oldu? Duygusal sahneler çekilirken zorlandığınız oluyor mu?
-En zorlayan şeylerden biri bazen hava koşulları oluyor. Özellikle bozkırda çekim yapmak, alışık olduğunuz set ortamlarından biraz farklı. Duygusal sahnelerde ise sahnenin içinde kalmaya çalışıyorum. Bazen çok yoğun bir sahne çekiyorsunuz ve kestik denildiğinde o duygudan çıkmak kolay olmuyor. Ama oyunculuğun güzel taraflarından biri de bu zaten…
Oyunculuk dışında Esila Umut nasıl biri? Setten çıktığınızda gününüzü nasıl geçirmeyi seviyorsunuz?
-Aslında işimden biraz farklı olarak daha sakin biriyim. Set çok yoğun ve enerjik geçtiği için eve geldiğimde biraz sessizlik iyi geliyor. Ama tamamen ev insanı da değilim. Sevdiğim insanlarla vakit geçirmeyi, güzel yemekler yemeyi, seyahat etmeyi ve yeni yerler keşfetmeyi çok seviyorum.
Magazin dünyasında oyuncuların özel hayatı da sık sık gündeme geliyor. Siz özel hayatınız konusunda sınırlarınızı nasıl belirliyorsunuz?
-Ben paylaşmak istediğim şeyleri paylaşmayı tercih ediyorum. Çünkü herkesin kendine ait, sadece kendisine ve sevdiklerine ait kişisel bir alanı olması gerektiğine inanıyorum.
Oyunculuk dışında kendinizi ifade etmekten hoşlandığınız başka bir alan var mı? Dans, müzik, spor, seyahat gibi…
-Seyahat etmeyi çok seviyorum. Yeni bir yer görmek, farklı kültürler tanımak bana gerçekten iyi geliyor. Spor ise hayatımda mutlaka olması gereken şeylerden biri. Bence oyunculuk dışında yaptığınız her şey de bir şekilde oyunculuğunuza katkı sağlıyor. Ne kadar çok şey deneyimlerseniz karakterlere taşıyabileceğiniz o kadar çok duygu ve gözlem oluyor.
