Türk dizilerinde aşk figürü, sadece birbirlerini seven iki insan üzerinden ilerlemez. Çoğu zaman iki kişinin aşkı büyük sınavlara tabi tutulur ve çok farklı konuları içerisinde barındırır. Sınıf farklılıkları, geleneksel farklılıklar, toplum ve aile baskısı veya üçüncü kişilerin dahil olmasıyla “aşk üçgeni” hikayelerini sıkça görürüz ve izleriz. Yani sadece romantik hislerden bahsetmeyiz, bir savaş söz konusudur.
Örneğin imkansız aşk figürü Türk dizilerinde sıkça işlenen bir konudur. Aşk-ı Memnu’da Bihter’in, kocasının yeğenine duyduğu aşkı ve toksik ilişkilerini, Adını Feriha Koydum’da zengin kız-fakir oğlan ilişkisini görebilmek mümkündür. Bu dizilerde yer alan iki çift de doğru ve etik yollarla sevdiğine kavuşmanın imkansız olduğunu düşünmektedir ve hikaye de bunun üzerine kuruludur.
Fedakar aşk figürüne en yakın ve doğru örnek Kara Sevda olabilir. Nihan’ın ilk etapta kardeşini korumak için Kemal’den vazgeçmesi ve Emir’e teslim olması. sonrasında Kemal’in ve sevdiklerinin zarar görmemesi için bu evliliği mecburen sürdürmeye devam etmesi, Nihan’ın fedakarlığını gözler önüne sermektedir.
Ailelere karşı aşk figürü günümüz Türk dizilerinde en net Kızılcık Şerbeti’nde görülmektedir. Doğa ve Fatih’in ailelerindeki yaşam ve gelenek farkını, Nursema ve Umut, Kıvılcım ve Ömer arasında da izliyoruz. Her iki ailenin de yaşam tarzları, inançları ve gelenekleri birbirlerine zıt yönde olmasına rağmen kalbe söz geçirilmediğini bu hikayelerde çok net görebiliriz. Doğa’nın modern bir ailenin üyesi olması, Fatih’in de tam aksine geleneksel bir ailede doğup büyümesi evliliklerinde sık sık kriz çıkmasına sebebiyet vermiştir.
Sahte aşk figürü çoğunlukla yaz dizilerinde gördüğümüz bir tema. Çiftler öncesinde birbirlerinden nefret ederler ve yine mecburen dışarıya oynarlar. Mutlu bir ilişkileri varmış gibi bunu dışarıya gösterirler fakat işin iç yüzü öyle değildir. Zamanla birbirlerine aşık olmaya başlarlar ve bu sahte aşk, gerçek bir aşka dönüşür. Buna en iyi örnek Afili Aşk dizisindeki Ayşe ve Kerem’in ilişkisi gösterilebilir. Sen Çal Kapımı dizisinde de Eda ve Serkan’ın başta “sözleşmeli bir sevgililik” yaptığını fakat sonrasında birbirlerine gerçekten aşık olduklarını izliyoruz. Kiralık Aşk dizisinde de bu aşk, ilk adımda sadece Defne için sahteydi. Ömer’in hayatına bir amaç uğruna sızmıştı fakat işler planladığı gibi gitmemişti. Yukarıda bahsettiğim üç yaz dizisi de gerçekten büyük izleyici kitlelerine sahipti ve hala sıkça izlenip sosyal medyada etkileşim almaktadırlar.
Aşk Üçgeni figürünü hemen hemen tüm dizilerde görebilmek mümkündür. Yine güncel örneklerimizden Halef: Köklerin Çağrısı dizisinde Melek-Serhat-Yıldız arasındaki çatışmaya şahit olduk. Kuzey Güney’de Kuzey-Güney- Cemre, Öyle Bir Geçer Zaman Ki dizisinde ise Berrin-Ahmet-Hakan üçgenleri en güzel örneklerdir.
Türk dizilerinde aşk figürü çoğu zaman mutlu olmaktan ziyade uğruna mücadele etmek anlamına gelir. Çiftlerin çalkantılı ilişkileri, önlerine çıkan engeller, yanlış anlaşılmaların sebep olduğu tatsız durumlar… Tüm bunları bir keseye topladığımız zaman uzun soluklu aşk ve dram dizilerinin tüm bu çiftleri içinde barındırdığını görebilmek mümkün.
